Nurhak dağı (3070 m)

Nurhak dağının topoğrafyası (Google Earth) üzerine giydirilmiş jeoloji haritasıyla (MTA Türkiye 1:500 000 ölçekli jeoloji haritası) birlikte görünümü. Haritanın üst kenarı güneye bakmaktadır. Yıldız sembolleri dağın en yüksek kesimini göstermektedir. Dağın konumu sol üst köşedeki Türkiye haritasında kırmızı daire ile gösterilmiştir.

Bugün İstanbul Dağcılık Kulübü (İDAK)’ın Kahramanmaraş Nurhak dağına gerçekleştirdikleri faaliyetin raporunu okuma fırsatım oldu. Hakikaten çok önemli bir iş yapmışlar ve coğrafyamızda dağcıların neredeyse hiç ziyaret etmediği bir bölgeye gitmiş ve burada yaptıkları gözlemleri fotoğraflarıyla beraber aktarmışlar. Bölge doğa yürüyüşleri, bitki gözlemlemek, klasik dağcılık ve hatta teknik tırmanışlar için büyük potansiyele sahip anlattıklarına göre.

Faaliyet raporlarını okurken gözüme ilk çarpan şey, dağın sönmüş bir volkan olduğunu nakletmeleri oldu. Volkanik bir dağda siyah/koyu renkli, yanık görünümlü, gaz boşlukları içeren ya da lav akıntıları şeklinde kayaçlar beklerim. Ama ne genel panoramik görüntüler, ne zirvedeki fotoğraf bu beklentilerimin aksine açık renkli, kompakt dolomitik kireçtaşlarını gösterince çok şaşırdım.
Continue reading

Buzul postası

Nature Geoscience’ın Nisan 15 sayısındaki bu makale, Karakorum buzullarının son on yıllık periyotta az miktarda da olsa kütle kazandığını göstermiş.

Himalaya, Hindu-Kuş ve Karakorum bölgesindeki buzulların kütle dengesine dair bugüne kadar ciddi bir sayısal çalışma yoktu. Daha evvel yapılan bir takım çalışmalar benzer iddialarda bulunmuş ancak iddialar doğrulanamamışlardı. Bu konuda çalışmaların gelecekte daha büyük detayda süreceğini zannediyorum. Çünkü hem bu bölgedeki buzullarının beslediği akarsu sistemleri en az bir buçuk milyar insanın su ihtiyacını karşılıyor, hem de küresel ısınma (ve değişim) tartışmalarının her iki cephesi içinde aktif muharebe alanını tanımlıyor.

Aladağlar’da bir kış faaliyeti

2004 yılı, 1 Şubat, Aladağlar- Bir gün öncesinde Parmakkaya güney rotasını denerken hem parmaklarımızı hem de moralimizi haşat etmiştik. Kampa dönmüş ve umutsuzca yeni bir rota seçmeye calışıyorduk ki, sonunda Kızılkaya’ya güneybatı sırtından çıkmaya karar verdik. Bu faaliyet benim en eğlendiğim faaliyetlerden biridir. O zaman babam kendine yeni bir fotoğraf makinası almıştı ben de gizli gizli onu denemek için planlar yapıyordum. ITUDAK internet sayfasında tozlanmış bu raporu fotoğraflarıyla birlikte buraya taşımak istiyorum. Bu faaliyet çok eğlenceli hale getiren tırmanış arkadaşlarıma buradan sevgiler…

Öyle bir dert ki, girişmeye ne hacet: Gidiyoruz haydi dersiniz alışveriş listesi bitmez; istediğiniz güne bilet almak için çabalarsınız olmaz; hazırlanırsınız toparlanırsınız arkada birşey bıraktım mı paranoyası… ah bir de hava kahpelik etmese! Sonunda atarsınız adımınızı iç Anadolu’ya doğru yol alan bir garip vasıtaya, bir bakmışsınız önünüzde yol uzanıp gidiyor- gidiyor da, bir de ördek gibi toplanan ve kürek mahkumu misali orta koridora istiflenmiş amcalar olmasa…

Kizilkaya (3771 m). Fotoğrafta dağın güneybatı sırtı ve güney yüzü görülüyor. Son yıllara kadar Aladağlar'ın en yüksek zirvesi Demirkazık (3756 m) olarak bilinirdi. Ancak bölgede 2008 yılında yapılan ufak çaplı bir küresel konumlandırma kampanyası ile Kızılkaya'nın yuksekliği 3771 m olarak belirlendi. Harita Genel Komutanlığı bu ölçümü tescil etmiş. Artık en yüksek Kızılkaya. E, o da Demirkazık kadar yakışıklı.

Sabah beş sularında solunuzda Hasan’ın muhteşem görüntüsü ve Çamardı minibüsüne bindikten kırk dakika sonra silueti seçilen Erciyes. Sonunda Martı Deresi yol sapağı ve önünüzde yükselen yalçın kayalar. Beklentiler had safhada eğer bir de hava açıksa. Aniden bir korku belirir içimde, sirruslar* görünür mü acaba?… ve kaç kere eli boş döndüğümü hatırlarım dağlardan kış vakti. “Şehirde başlayıp şehirde biter”: ama arada, bir kaç gün yaşamak orada, omuzlarına aldığı yük altında boynu bükük, aklı hala başka yerlerde… başlı başına bir iştirak burada anlatılan. Sirk kaçkını gibi bir surat, yamulmuş, yürüyüş yolunda olmayan birşeyleri anlatıyor sanki. Bitmiyor işte, hep bir sonrakinin arayışı. “Demirkazıktan ne güzel gözüküyor şu Kızılkaya! Acaba Kızılkaya’dan nasıl gözüküyordur Demirkazık ?”, “Çok güzelmiş de bence Kaldı daha bir dik başlı duruyor… hangi taraftan acaba bu sefer?” Zirvelere doğrultulan parmaklar ve bulutların örttüğü vadiler dünyasından omzunu kaldırmış sırtlar… Sadece bir görüntü insana neler yaptırıyor.
Buyrun devamı burada

Ne yamandır doktora tezi!

Şu sıralar sadece tez ile ilgilendiğimden dolayı bir aydır herhangi birşey yazmadım. Bu gidişle en az bir ay daha birşeyler yazabileceğimi sanmıyorum. Ama dönüşüm muhteşem olacak. Şimdiden bir ipucu vereyim, “Sikke tartışmaları” metni üzerinden günümüz dağcılık etiğini ve dağcılar arasındaki dağcılık algısını şekillendiren unsurları ele alacağım.

 

Görüşmek üzere,

dağdelisi

Meşhur Uxbridge Yolu ekspedisyonu

Monthy Python’un çok güldüğüm skeçlerinden birisidir bu. Hakikaten çok absürd ama biraz zorlayınca bayağı fazla şeyle ilişki kurmaya müsait bir tırmanış parodisi. İngilizlerin meşhur ekspedisyonlarından biri daha karşınızda.


Arkaplan sesi – Michael Palin
Chris – Eric Idle
Muhabir – John Cleese
Bert – Graham Chapman
Viking – Michael Palin
Skeçin Türkçe çevirisi için tıklayın

Çığ

Şekil 1. Kutsal Roma imparatoru I. Maximillian'ın epik şiir tarzında yazılmış renkli ve alegorik otobiyografisi olan Theuerdank'da (1478), çığlar çizgi filmlerden alışık olduğumuz şekliyle dağlardan yuvarlanan dev kar topları olarak karşımıza çıkıyor. Halbuki böyle bir çığ oluşumu söz konusu bile değildir. Hatta, 19. yüzyılda bile büyük kar topu düşüncesi hala yaygın yer buluyordu (2). Resmin kaynağı: http://de.wikipedia.org/wiki/Theuerdank (telif hakkı kısıtlaması yoktur)

Bir
Ali Değer Özbakır
Ozan Mert Göktürk
ortak çalışmasıdır.

“En büyük çığı bile küçük şeyler tetikler”
Vernor Vinge

Birikmiş kar ve eğim, dağlık alanlarda başa gelebilecek en büyük felaketin baş mimarıdır: Çığ. Çığlar da, heyelan ve kaya devrilmesi gibi temel olarak bir kütle hareketidir. Ancak kar, yeryüzünde yer alan diğer doğal malzemelere kıyasla çok daha düşük mukavemete sahiptir ve bu da çığları diğer kütle hareketlerine nazaran daha sık rastlanan bir fenomen yapar [1]. Diğer taraftan dünya genelinde çığlar çoğunlukla düşük nüfus yoğunluğuna sahip dağlık alanlarda meydana geldiğinden diğer büyük doğal afetlere kıyasla daha az can kaybına neden olur.

Özellikle Ocak ve Şubat aylarında meydana gelen yoğun kar yağışlarının ardından çığ haberleri de bültenlerde yerlerini aldı. Tunceli-Erzincan, Tunceli-Ovacık, Hakkari-Van, Hakkari-Çukurca ve Çukurca-Şırnak karayolları başta olmak üzere birçok hat ulaşıma kapandı. Bu yazıyı hazırladığımız sıralarda (17 Şubat Cuma akşamı) yoğun kar yağışı, sözünü ettiğimiz bölgeleri tekrar etkisi altına alıyor ve yeni çığlar kara ulaşımını engellemeye devam ediyordu. GFS modelinden elde edilen meteograma göre (Şekil 2), Bitlis’e Pazar akşamına kadar 36 mm yağış düşecek, bu, var olan 210 cm’nin üzerine yarım metre civarı daha kar yığılacağı anlamına geliyor. Bitlis’in, yerel özellikleri nedeniyle modellerin gösterdiği yağıştan çok daha fazlasını alabilen bir yer olduğunu göz önüne alırsak, eklenecek yarım metre kar için en az ifadesini kullanmak yanlış olmaz. Ülkemizin doğusunda Bitlis’e benzer yerel iklim özellikleri gösteren, ama daha küçük olduğu için kar kalınlık bilgisini elde edemediğimiz yüzlerce yerleşim yeri bulunuyor, ve bunların birçoğu önümüzdeki günlerde çığ tehdidi altında olacak.
Gerisi uzun ama çok önemli

Aladağlar için yükseklik modeli

Yaklaşık iki sene önce Google Earth ile gezinirken, programın Türkiye’de de birçok dağlık alan için yüksek çözünürlükte görüntüler sunuyor olması beni şaşırtmıştı. Bir güneşsiz Pazar ögleden sonrasını Aladağlar’daki zirveleri işaretleyerek geçirmiştim; açıkçası çok eğlenmiştim bu işi yaparken. Özellikle Kızılkaya’nın tipik tabaka düzlemleri, Peck kulvarının Büyük Demirkazık’ta derin bir yara izi görünümü, ve daha nice bildik manzaraları buradan kuş bakışı gezinirken hatırlamak, rakımı yer yer deniz seviyesinin altında seyreden bir yerde yaşayan benim gibi birisi için çok önemli nihayetinde!

Aşağıdaki linklerdeki kml dosyalarını GE ile doğrudan açabilirsiniz. Yanlız uyarıyorum, noktaların yerleri ve yükseklik modelinde hatalar olabilir. Bu görüntüler ve noktalar asla gerçek bir haritanın yerini tutamaz!
Aladaglar.kml
Kackarlar.kml

Günün yeni olmayan fotoğrafı

Bu fotoğrafı seviyorum. Bana birçok şeyi aynı anda hissettiriyor… Buzullar, keskin sırtlar, düzensizce saçılmış serseri kaya blokları ve aniden değişen hava. Sonra başka düşünceler, her seferinde birbirinden farklı, hayaller… Ama en sonunda andan ana değişen fikir sıçramaları bir noktada duruluyor: Monty Python and the Holy Grail -ama siyah beyaz.