Zamanın lekeleri

black-screen-1080

Mevcudiyetimizde zaman lekeleri vardır,
Belirgin bir üstünlükle alıkoyar,
yenileyici bir erdemi — çökmüşken
Yanlış bir fikir ya da kavgacı bir düşüncenin,
Ağır bir nesnenin veya daha ölümcül bir ağırlığın altında,
Önemsiz işlerin ve günlük ilişkilerimiz sırasında–
zihinlerimiz oradan beslenir
Ve gizlice iyileşirler,
Öyle bir erdem ki, mutluluğu artıran
İçe işleyen, yukarılara daha yukarılara
Çıkmamızı sağlayan ve düştüğümüzde bizi ayağa kaldıran

W.Wordsworth, Prelude Book XII (1888)1

Zihin, eski anılar ve deneyimlerle kendini iyileştirebilir mi gerçeken? Keşke öyle olsa. Geçen seneye umutla başlamak ne de güzeldi oysa. Pek de sık yazmadığımı farketmişsinizdir. Nasıl mümkün olabilir böyle bir dünyada, git gide korkunçlaşan bir dünyada ve özellikle bu coğrafyada? Göller bölgesinin şairi için zamandaki lekeleri insanı iyileştiren, düştüğünde ayağa kalkmasını sağlayan, sistem dışı kaçamaklarken, burada yaşayanların zamanı birbiriyle birleşerek koca bir karanlığa dönüşmüş lekelerden ibaret. Öyle kolay değil ilham almak artık.


  1. There are in our existence spots of time,
    That with distinct pre-eminence retain,
    A renovating virtue, whence–depressed,
    By false opinion and contentious thought,
    Or aught of heavier or more deadly weight,
    In trivial occupations, and the round,
    Of ordinary intercourse–our minds,
    Are nourished and invisibly repaired;
    A virtue, by which pleasure is enhanced,
    That penetrates, enables us to mount,
    When high, more high, and lifts us up when fallen. 
Advertisements

Mountaineering

Büyük İngiliz şair, edebiyat eleştirmeni ve filozof Samuel Taylor Coleridge, gelecekte İngiltere kaya tırmanışının kalbi olacak Lake District bölgesinin etrafında dolaştığı ve içine sırf zevki için Scafell’in ilk (kayıtlı) tırmanışını da eklediği dokuz günlük yolculuğunun sonunda, 9 Ağustos 1802’de evine döner 1. Scafell’den inerken yaşadığı dehşet verici anları ve baş döndürücü tecrübeyi Sara Hutchinson’a yazdığı mektupta anlatırken

“Kol ve bacaklarım zangırdıyordu – dinlenmek için arkama yaslandım, ve alışkanlığım olduğu üzere deliler gibi gülmeye başladım, üzerimde her iki tarafta yükselen kayaların görüntüsü, ve onların üzerinde coşkun bulutların ürkütücü biçimde ve hızla kuzeye doğru geçmelerine korku ile boyun eğdiğim an. Neredeyse kahince bir trans ve hazza nail oldum – yüksek sesle şükrettim tanrıya, Akıl ve İradenin kudreti için, ki geride kalan hiçbir Tehlike hakkımızdan gelemez.”

Yazının devamı için tıklayın