İngilizler çağdaş dağcılığı nasıl yarattılar? – III. ve Son Kısım

Alpleri himayeleri altına almayı nasıl başardılar?Bazı Britanyalı orta üst sınıf mensubu kişiler çeşitli sebeplerle Alplere gitti ve neredeyse tüm zirveleri, buzulları ve geçitleri fethetmeye başladı. Bu saiklerin bazılarını anlamaya başladıktan sonra, bir başka soru akla geliyor, o da dağcılığın altın çağında Britanyalılar baskın kuvvet olmayı nasıl başardılar , ve bunu neden İsviçre ve Avusturya gibi bir Alp ülkesi yapamadı? Bu çok daha tuhaf çünkü İngiltere neredeyse düz bir ülkedir. İlk önerme önemlidir çünkü Britanyalılar Alpler’e tırmanmak için gitti (ki önceki bölümlerde bunu anlamaya çalıştık), fakat daha da acayip olan Alp uluslarının çok daha önünde, onların baskın güç olmayı başarmasıdır.

Bu denli baskın olmayı başarmalarının ardındaki en önemli sebeplerden bir tanesi, diğer Alp uluslarının 1840’lardan ta 1860’lara dek süren yapısal zayıflıklarıydı. Bu ülkelerin vatandaşları tırmanmak isteseydiler bile, bunu yapmaya imkanları yoktu. Neredeyse tüm Avrupa ulusları 1848 devrimi ve sonuçlarına göğüs germeye çalışıyordu. Bu devrimci mücadele esnasında birçok insan daha ziyade hayatta kalmak ya da zor koşullar altında elinden geleni yapmaya çalışıyordu, ki bu devrimler oldukça büyük bir toplumsal dönüşümle birlikte gerçekleşiyordu. Bu yüzden çok az insan parasını ve zamanını ‘ziyan’ etmeyi göze alabildi, bırakın tırmanmayı düşünmeyi. Bu durumla çoğu Alp ulusu karşı karşıya kaldı. 1848 devrimleri dışında, aynı yıl İsviçre’de Sonderbund savaşı, Almanya’nın 1871’de, İtalya’nın ise 1861’deki birleşmeleri ve bunlarla ilgili diğer sorunlar gündemdeydi. Fransa’da ise, 1870-1871 Franko-Prusya harbini takip eden Üçüncü İmparatorluğun doğuşu, gerilemesi ve çöküşü, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ise, topraklarının çoğunda ortaya çıkan milliyetçi akımların doğurduğu sorunlarla boğuşuyordu. Ve bu liste uzadıkça gider… Açık ki, pek az ulus İngilizlerinki gibi sakin ve barışçıl bir kalkınma dönemi görmüş olsun. Bu yüzden 1850’ler ve 60’larda İngilizlerin Alplerledeki baskın konumuna ciddi bir tehlike oluşturmaktan acizdiler. Ancak sonraları durum Fransa, Almanya ve Avusturya lehine dönecekti. 19. Yüzyılın ortalarında Alplerin İngiliz egemenliğinde olmasının başlıca nedenlerinden biri budur. Bu başat siyasi sebep dışında kalan diğerleri daha çok toplumsal ve ekonomik düzeyde kalır. 18. yy sonlarında İngiltere’de başlayan sanayi devrimi görece yeni bir toplumsal sınıfın doğması ve büyümesine yol açmıştı, orta sınıf. Britanya’daki bu orta sınıf, görmüş olduğumuz üzere dağcılığın icadında büyük önemi sahipti şüphesiz. Ancak kıta Avrupasında, sanayi devrimi onyıllar sonra ortaya çıkabildi, ki doğuracağı orta sınıf da aynı süre gecikti. Bu yüzden, 19. yy ortasında İngiltere’de olduğu gibi finansal bakımdan güçlü bir orta sınıf kıta Avrupasında mevcut değildi, ki bu da Avrupa uluslarının dağcılığı üzerinde bir takım sonuçlar doğuracaktı. Tırmanmaya ancak toplumun belli bir güce (özellikle finansal) ulaştığı 1860’lar ve 70’lerden itibaren başlayabildiler. Bu dönem, İngiliz hakimiyetinin de düşüşe geçtiği zamana denk gelmektedir.

Burada küçük ancak önemli bir noktayı vurgulamak gerekli. Yukarıda İngilizlerin dağcılığın altın çağında bu kadar baskın olmasına yönelik verdiğim iki sebep, elbette tüm sebepleri yansıtmaz. Esasen oldukça karmaşık bir tabloyu oluşturan pek çok noktayı aşırı basitleştirmiş olabilirim. Lakin, Alp uluslarının tüm sosyal ve ekonomik gelişimi, ve kendi orta sınıflarının toplumları çindeki rollerine göz atmak, diğer tüm meseleleri incelemekten daha faydalı olacaktır. 

SONUÇLAR

1865 Matterhorn trajedisinden sonra Alplerin neredeyse bütün zirvelerine çoğu yerel rehberleri eşlğindeki İngiliz dağcılar tarafından çıkıldı. Matterhorn ilk çıkışı aynı zamanda bir devrin de sonudur. İngilizlerin Alplerdeki gücü ve nüfuzu yavaşça solmaya ve yerini Alman, Avusturya, İtalya, İsviçre ve Fransa menşeli dağcılara bırakmaya başlar. Yalnızca dağcılık değişmekle kalmaz, görüntüsü de değişir. 

İngiliz dağcılar daha çok keşfetmeye, ve bir anlamda tüm yüksekleri fethetmeye çalışırken, tüm zirvelerin ilk çıkışı ve keşfi tamamlandığında artık bu imkansız hale gelmiştir. Artık dağlara sadece tırmanmak, yerini gitgide daha zor, uzun ya da direkt rotaları arayan (özellikle elit seviyedeki) dağcılara bırakmıştır. Günümüzde bu süreç hala devam etmektedir. 1870’lerden itibaren dağcılık özellikle diğer Alp ulusları arasında gitgide daha popüler olacaktı. Dağcılık cemiyetlerinin üye sayısına şöyle bir bakarak bunu kanıtlayabiliriz. Mesela DÖAV (Deutscher und Österreichischer Alpenverein – Alman ve Avusturya Dağcılık cemiyeti)’ın 1900 yılı civarında 100.000’e yakın üyesi vardı.[44] 

Diğer dağcılık örgütleri bu kadar büyük olmasa da, 1850 ve 60’larda Alpleri himayesi ltına alan İngiliz dağcıların sayısıyla karşılaştırıldığında hala devasa sayılara ulaşıyordu. Böylece dağcılık küçük bir cemaatin faaliyetinden çıkıp bir kitle hareketine dönüştü. İngiliz dağcılarının diğer toplumsal sınıflarla aralarına koymak için yaptıkları bu imtiyazlı faaliyet anlamını tamamen yitirdi bu dönüşüm esnasında ve dağcılar herhangi bir sınıftan gelebilir oldu. 

“Kendimizi küçük bir tarikat olarak bildik, ve sıklıkla güldüler bize; kendimizi saygıdeğer bilerek, ve eğlencemizin tek ve en asil eğlence olduğunu kabul ederek verdik yanıtımızı. [45] 19. yüzyılın son çeğreğinde bir başka değişim meydana geldi. Yavaş yavaş İngiliz dağcıları hareket alanlarını Alplerden, Andlar, Kafkas dağları veya Himalayalar gibi diğer sıradağlara yöneltmeye başladı. Keşif ve fetif – maskülenite ve emperyalizm – bir defa daha İngiliz dağcılığının merkezine yerleşti, ki Alpine Club’un hala ilan ettiği üzere: “Alpine Club’un varlık nedeni daima zor ve yeni rotaları fethetmek olmuştur. (…) Alplerin keşfi çoktan bitmişse bile, Alpine Club üyeleri başka ülkelerde “İlk”leri başarmaya devam eder.”[46] 

Bu makalede İngiliz üst-orta sınıfın dağlara tırmanmasının ardındaki bazı sebepleri açıklamaya çalıştık. Toplumsal olduğu kadar siyasi ve ekonomik sebepleri verdik. Orta sınıf kimlikleri ve haliyle sosyal konumlarını kuvvetlendirmek isteyen bu üst orta sınıf dağcılığı icat etmiştir, ve netice itibarıyla kendilerini Britanya toplumunun alt ve üst sınıflarında ayırmalarına neden olmuştur. Dolayısıyla maskülenite ve emperyalizm gibi kavramlar bu bağlamda önem kazanmaktadır. Bununla birlikte sonunda münferit saikler nihai güdüler olarak kalmıştır. 
Bu kısa tarihsel makale dahilinde dağcılığın oluşumuna etkileyen tüm nedenler verilmemiştir. Çünkü böyle bir liste sonsuz uzunlukta olacaktır. Buna rağmen, İngilizlerin neden tırmanmaya başladığına dair tarihsel bir özet yazmaya, ve böylece günümüzde bildiğimiz şekliyle neden dağcılığı yarattıklarını gayret ettim. Elbette Britanyalıların gelişinden önce dağcılığın var olduğu ve dağcılığın onlar tarafından yaratılmadığı iddia edilebilir, ki bu iddiaya katılmamak zordur. Yine de, hala Britanyalı öncülerin büyük katkısı sayesindedir dağcılığın günümüzde bildiğimiz halini alması. Tarihte ilk kez dağcılık bir şekilde örgütlü hale gelmiştir. 1857’de Alpine Club kuruluşu sayesinde diğer dağcılık örgütleri kurulabilmiştir. Böylece dağcılığı düzenleme, gelişmesi ve büyümesine olanak sağlamıştır. Benzer şekilde, Britanyalı dağcıların bilimsel-olmayan saikleri dağcılığa kattıkları da söylenebilir. Onlar sayesinde dağcılığın bilimsl olmayan biçimi toplumsal olarak kabul edilebilmiştir. Son olarak, Britanyalı dağcılar büyük ölçüde, mükemmel biçimde yazılmış, dağcılık başarılarını anlattıkları sayısız seyahat ve rehber kitaplarının etkisiyle dağcılığı dünyanın dört bir yanına yaymayı da başarmışlardır. Onlar sayesinde Alpler ve daha kendine özgü bir dağcılık, pek çokları tarafından bilinir olmuştur. Ve böylece Birtanyalı orta üst sınıf mensuplarının yaklaşık 19. yy ortasında dağcılığı yarattıkarını düşünüyorum.

Notlar

  1. Hudson C. en Kennedy E. S., ‘Where there’s a will there’s a way: an ascent of Mont Blanc, by a new route and without guides’, p. VII-VIII.

  2. Coolidge W.A.B., ‘Les Alpes dans la nature et dans l’histoire’, Parijs, Payot et Cie, 1913, pp. 547. 

  3. Stephen L., ‘The Playground of Europe’, p. 220.

  4. Bonhème P., ‘Member of the Alpine Club I presume?’, p. 55. İngilizce tercümesi: ‘the rationale of the Alpine Club has always been to conquer difficult and new routes… Even if the discovery of the Alps has long past, members of the Alpine Club remain to realize more first ascents than any other country.’ 

Kaynakça

  • Appia H., ‘Les Anglais et la decouverte des Alpes’, in: Journal of the British Institute, Paris, 12, 1991, pp. 77-93.

  • Ball J., ‘A guide to the Western Alps’, Londen, Longmans, Green, and Co., 1866, pp. 404.

  • Bennet C. S., ‘The Golden Age of Mountaineering: 1850-1870’, Alpine Club Archives, 1922/C146 , 1950.

  • Band G., ‘Summit: 150 years of the Alpine Club’, Collins, 2006, pp. 256.

  • Bonhème P., ‘Member of the Alpine Club I presume?’, in: Alpes Magazine, 89, 2004, pp. 48-55.

  • Chamson M., ‘le roman de la montagne’, Etrépilly, C. Bardillat, 1987, p. 154.

  • Clark R., ‘The Victorian Mountaineers’, Londen, B. T. Batsford Ltd., 1953, pp. 232.

  • Coolidge W.A.B., ‘Les Alpes dans la nature et dans l’histoire’, Parijs, Payot et Cie, 1913, pp. 547.

  • Fleming F., ‘Killing Drangons: The conquest of the Alps’, Londen, Granta, 2000, pp. 398.

  • Forbes J., ‘Travels through the Alps’, Londen, Black, 1900, pp. 572.

  • Grünwald R., ‘Les Anglais et la conquête des Alpes: (chronique des premières ascensions [1811-1887, dans les montagnes du Haut-Valais]) Trad. par Vittoz P.’, in: Alpes, 42, 1966, p. 116.

  • Grupp P., ‘faszination Berg: die Geschichte des Alpinismus’, Keulen, Böhlau, 2008, pp. 391.

  • Hansen P. H., ‘Albert Smith, the Alpine Club, and the Invention of Mountaineering in Mid-Victorian Britain’, The University of Chicago Press , in: The Journal of British Studies, Vol. 34, 3, Victorian Subjects (Jul., 1995), pp. 300- 324.

  • Holt R., ‘Sport and the British: a Modern History’, Oxford, Clarendon Press, 1989, pp. 396.

  • Hudson C. en Kennedy E. S., ‘Where there’s a will there’s a way’, Londen, Spottiswoode & Co., 1856, pp. 95. 

  • Lejeune D., ‘Histoire sociale et alpinisme en France à la fin du XIXe et au début du Xxe siècle’, in: Revue d’Histoire Moderne et Contemporaine, 25, 1978, pp. 111-128.

  • Macfarlane R., ‘Mountains of the mind’, New York, Pantheon Books, 2003, pp. 306.

  • Murray J., ‘A hand book for travelers in Switzerland, Savoy and Piemont’, Londen, Murray, 1838, pp. 367.

  • Raymann A., ‘Evolutions de l’alpinisme dans les Alpes françaises’, Grenoble, Brunswick, 1912, pp. 578.

  • Ring J., ‘How the English made the Alps’, Londen, Murray, 2001, pp. 287. 

  • Scharfe M., ‘Berg-Sucht: eine Kulturgeschichte des frühen Alpinismus 1750-1850’, Wenen, Böhlau, 2007, pp. 382.

  • Seylaz L., ‘Les origins de l’alpinisme suisse’, in: Alpes, 39, 1963, pp. 82-86.

  • Smelser N. J., ‘Social Paralysis and Social Change. British Working-Class Education in the Nineteenth Century’, Oxford, University of California Press, 1991, pp. 499.

  • Stephen L., ‘The Playground of Europe’, San Rafael (Californië), Archivum Press, 2007, pp. 243.

  • Tissot L., ‘How did the British Conquer Switzerland?’, Journal of Transport History, 16, 1, march 1995, 21-54.

  • Trevor B., ‘When the Alps cast their spell: Mountaineers of the Alpine Golden Age’, Glasgow, The In Pinn, 2004, pp. 314.

  • Tubbesing U., ‘Traumgipfel aus Fels und Firn’, in: berge, 42, 1990, pp. 16-25.

  • Tuckett E., ‘Pictures in Tyrol and elsewhere: from a family sketch-book’, londen, Longmans, Green, and Co., 1867, pp. 313.

  • Tyndall J., ‘The glaciers of the Alps, being a narrative of excursions and ascents, an account of the origin and phenomena of glaciers, and an exposition of the physical principles to which they are related’,Londen , Murray, 1860, pp. 444.

  • Tyndall J., ‘Hours of exercise in the Alps’, New York, D. Appleton, 1872, pp. 473.

  • Van Loocke K., ‘Geld, vriendschap en sociale tegenstellingen: een onderzoek naar de paradoxale relaties tussen gidsen en alpinisten in de 19de eeuw’, master dissertation, Ghent University, Ghent, 2010 (http://lib.ugent.be/fulltxt/RUG01/001/457/758/RUG01-001457758_2011_0001_AC.pdf)

  • Whymper E. ‘Scrambles amongst the Alps : in the years 1860-69’, Philadelphia, J. B. Lippincott & Co., 1872, pp. 164.

  • Whymper E., ‘The valley of Zermatt and the Matterhorn: a guide’, Londen, Murray, 1900, pp. 224.

  • Wills A., ‘Wandering among the high Alps’, Londen, R. Bentley, 1858, pp. 426.

  • Wills A., ‘”The Eagle’s Nest” in the Valley of Sixt’, Longman, Green, Longman, and Roberts, London, 1860, p. X.

  • ‘A London Club for Working Men’, in: Reynolds’s Newspaper, Londen, 28 oktober 1860, nr. 533. Rev. Joseph M’Cormick, ‘The fatal accident on the Matterhorn’, in: Penny Illustrated Paper, 29 july 1865, nr. 200.

İngilizler çağdaş dağcılığı nasıl yarattılar? – II. Kısım

Kaldığımız yerden Duygu Başoğlu’nun çevirisiyle devam ediyoruz.

Görüldüğü üzere dağcılık Viktorya dönemi Britanya’sında üst-orta sınıfın kendini diğer toplumsal sınıflardan ayırmasının bir yolu olarak ortaya çıktı (bu toplumsal ayrım dağcılığın amacı olmasa da önemli sonuçlarındandı). Ancak dağcılığa çok farklı bir açıdan da bakılabilir, bugüne kadarki görüşümüzden tamamen farklı bir açıdan: Alpinizm katı sosyal sınırlar çizmek ve kişiyle diğer sınıfların mensupları arasındaki farkları vurgulamak için bir araç değil, bu denli sert bir sosyal düzenden kaçmanın bir yolu olarak da görülebilir. Alplerde Britanyalı orta sınıf dağcılar kendi ülkelerinde sahip olmadıkları türden bir özgürlüğü tadıyorlardı. Bu çıkış yolu sayesinde Britanya’daki güçlü sosyal düzen bazı orta sınıf mensupları için daha yaşanabilir oluyordu. Ara sıra kaçabildikleri için Britanya’ya döndüklerinde sınıf farklarını vurgulayarak yaşayabiliyorlardı.
Yazının devamı için tıklayın

İngilizler çağdaş dağcılığı nasıl yarattılar?

Mayıs ortasıydı yanlış hatırlamıyorsam; SummitPost’ta Koen van Loocke tarafından kaleme alınmış bir yazıya denk geldim: İngilizler Çağdaş Dağcılığı Nasıl Yarattılar?” Yazı, İngilizlerin, sanayi devrimi sonrası değişen toplumsal yapının etkisiyle ve hem emperyalizm hem maskulinitenin başat değerlerinin izinde dağcılığın nasıl icat ettiğini ele alıyor. Yazım dili bakımından oldukça basit ve yer yer tekrarlara başvuran makale, benim daha önceden hazırladığım “Preuss’u nasıl okumalıyız?“, “Vahşi doğa, dağcılık ve estetik algısı“, “Saflığın etiği“, “Hodgkin ve Peck” yazılarımda parça parça değindiğim hikayeyi daha az teferruatlı ama bütüncül biçimde ele alıyor. İçimden dedim ki, madem ben bu yazıdan faydalandım, neden blogu takip eden dağseverler de faydalanmasın? Yazarla yaptığım yazışma sonunda Türkçe tercümesini yayınlamama izin verdi. Yazının tercümesini üç kişi paylaştık. Tamalanan ilk kısmı şimdi yayına alıp geri kalanları üzerinde de çalışmaları tamamlayıp bloga yükleyeceğim.
Yazıyı yayınlamama izin veren Koen van Loocke’ye tekrar teşekkür ediyorum.
Yazının devamı için tıklayın

Milano’da dondurma yiyeceksen bak o ortadaki Katedral var ya…

Aranızda seyahat (pardon travel) blogu takip eden var mı? Benim bir iki tane var galiba, o kadar. Kimseyi incitmek adetim değildir, o yüzden sadece ufak bir kinaye olarak alın olur mu? Zira sebebi ziyaretim son derece ucuz biçimde ele alınmış seyahat acüklamaları. Şöyle reçete gibi verilen seyahat “check-listleri”: sevgilinizle bir bukle romantizm için Porto Fino’da Pino Grigio eşliğinde bir aperitivo! Sağol ya, söylemesen n’apardık? Hani yazı alt başlıkları, “Ne yenir? Nerede kalınır? Ne alınır? Ne yenir?” falan olur bunların… “İstanbul’un keşmekeşinden (ooo bak yanlış başladım, kaosundan yazmalıydım) kaçmak için yaptığım planlar, kredi kartı bilgilerimi internete girmemle bana cennetin kapılarını açtı. Türkiye; üç tarafı denizlerle çevrili haliyle ardımda kala dursun, ben dört tarafı denizlerle çevrili Zanzibar’da hindistan cevizi sütü banyosunda detoks da detoks…”
Yazının devamı için tıklayın

Şehirde antrenman yapmak mı? Yok ben en iyisi işe gideyim

Blogu eskiden takip edenler biliyordur, ben eskiden Hollanda’da yaşıyordum. Hollanda’da yaşamanın en güzel tarafı benim için bisiklet kültürünün bir parçası olmaktı. Gerçi yurt dışı tecrübesinin olumsuz yanları ağır basmaya başlayınca farklı bir perspektiften de hikayeleştirilecek bir şey bu, mesela şu yazımda yazdıklarıma bir göz atabilirsiniz. Küçüklüğümden beri bisiklet benim için çok özel bir araç olmuştu, çünkü açık alanda yaptığım, kendi başıma hayallerimdekinden kat be kat uzaklara, büyük maceralara açılabileceğim, mutlu hissettiğim, oyunlaştırdığım, eğlenceli bir deneyimdi. Birçoğunuz için de herhalde öyledir. Bütün bunlardan dolayı çok özeldir. Aranızda kime sorsam bisilete binmeyi öğrendiği günü epey teferruatlı biçimde hatırlayacaktır.
Yazının devamı için tıklayın

Kitap: Geleneksel Tırmanış

Nedim Urcan Geleneksel TırmanışUrcan, N., 2015. Geleneksel Tırmanış: Malzemeler, Organizasyon, Tırmanış. Ajans Ankara Matbaası, İzmir. xii+131 s.
Yazının devamı için tıklayın

durum nedir?

Bir arkadaşım bloga okuldaki ağdan girmek istediğinde aşağıdaki mesajı almış. Geçen aylarda başka arkadaşlarım, siteye giremiyoruz diyorlardı. Durum hakkında bilgisi olan var mıdır? Şaşkınlık içindeyim.

Siteye girmeye kalktığında uyarı ile karşılaşan başkaları var mı?

BU SİTEYE ERİŞİM, MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI İNTERNET ERİŞİM GÜVENLİĞİ POLİTİKASI GEREĞİNCE, TÜRK TELEKOM A.Ş. TARAFINDAN KURUMSAL GÜVENLİK HİZMETLERİ KAPSAMINDA KISITLANMIŞTIR.

BİLGİ:BU İÇERİĞİN KISITLANMASINDA BİR YANLIŞLIK OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORSANIZ, İLETİŞİM BİLGİLERİNİZLE BERABER mebicerik@meb.gov.tr ADRESİNE E-POSTA İLE BİLDİRİNİZ.

Aladağlar Sky Trail ve hissettiklerim

Damdaki kemancı, kulağa tuhaf geliyor değil mi? Fakat küçük köyümüz Anatevka’da her birimiz damdaki bir kemancıdır, boynunu kırmadan hoş ve basit bir ezgi çiziktirmeye çalışan. Bu kolay değil. O kadar tehlikeli olmasına rağmen neden yukarıda durduğumuzu sorabilirsiniz? Yukarıdayız çünkü Anatevka bizim evimiz… Ve dengeyi nasıl koruduğumuza gelirsek tek kelimeyle ifade edebilirim…

 
Aladağlar benim için hem geçmiş hem de gelecek. Şimdi bir de bu
gün. Zaman ve mekan birbirine yapışmış, neresinden tutsam hatıranın hızıyla oralara savruluyorum. Bu çok ayrıcalıklı bir şey. Müsebbibi ise gök koşusu! Üzerinden bir hafta geçmesine rağmen etkisini hala içimde hissedebiliyorum; hala tarifsiz bir mutluluk hali hakim. Sanki oradan hiç geri dönmemiş gibiyim. 
Peki neden böyle? Her geçen sene, bu adamı daha bir duygusallaştırıyor mu? Her geçen sene geçmiş lehine çalışan bir muhasebeyse, o halde çoğalan planlara ne demeli? Neden Bademdere – Çukurbağ yolunda giderken gözlerimi sola sabitlediğim zaman, ki bunu boynumu epey hırpalama pahasına yaparım, dağ silsilesinin batı cephesinde ve kuzeyli yönlere uzanan sırtlarında bivakladığım* yerleri hatırlarken bir yandan da şurada da gecelesem diyorum? Benim aklıma işte ilk Joseph Stein kitabından Broadway’e uyarlanan Damdaki kemancının açılış sözleri geliyor, yalnız iki farkla: Anatevka yerine Aladağlar, Damdaki kemancı yerine dağ delileri…
Yazının devamı için tıklayın

Öğütler

Bugün 2 Temmuz. Bu anma gününde, Uğur Uluocak’ın dağcılık etiğinden ziyade “ev kuralları” kapsamında, öğrencilerine aktarmak üzere tuttuğu kendi notlarını paylaşmak; bu notlara ek olarak Türkiye dağcılığına büyük katkıları olmuş diğer iki kişinin kişinin öğütlerini de sizlerle paylaşmak istiyorum.
Yazının devamı için tıklayın

Aladağlarda geçiş mevsimi: soğuk duş

2014 yılında inanılmaz bir şey oldu, bir sonraki yaz Aladağlar’da bir dağ maratonu düzenleniyordu! Sekiz ay öncesinden plan yaptıracak kadar heyecan verici bu Aladağlar Sky Trail Dağ maratonuna o gün kaydımızı yaptırdık. Karnımda kelebekler uçuşuyordu. Kısa zamanda uçak biletlerini de aldık. Normalde 6 ay öncesinden bir yere uçak bileti alma adetim yoktur. Ama bu sefer başkaydı…
Yazının devamı için tıklayın