Anaximander’in rüyası

Gündüz vakti rehberimiz güneş ışınları. Her şey açık ve aydınlık… Güneş gittiğinde ise onun yerini bilinçsizce yapılan yapay dış aydınlatma alıyor. Tek fırsatımız geceleri doğacakken, yıldızları ve gökyüzünü görme şansımız tamamen ortadan kalkıyor. Yıldızları unutuyoruz. Yapay ışık ve yaygın aydınlatma ile karanlıkta yakınımızdaki nesneler keskin biçimde belirirken, o anla birlikte uzak görüşü, yıldızların gösterdiği yolu (aslında uzaklık kavramını) da kaybetmiyor muyuz? Gökyüzünü unuttuğu zaman insan, mukayesenin, ‘insan durumunun’ en kat’i referansını ortadan kaldırdığında kendi kendisini tek efendi olarak ilan etmesi beklenmez mi? Öte yandan şehir ışıklarının bizi mecbur bıraktığı, ufuk çizgisinin altında seyreden bakışlar kendimizi geniş perspektiften değerlendirmemize engel değil midir –nasıl dar görüşlü bir efendilik kibiridir bu? Oysa düşünmek istediğimizde, zihnimiz meşgulken, gayriihtiyari kafamızı birazcık yukarıya kaldırmaz mıyız? Hafifçe gözlerimizi kısık düşünmez miyiz, düşlemez miyiz?
Karakaya5
Yazının devamı için tıklayın

Reşko mu, Geliyaşin mi?

Reşko (4,168 m) veya bir diğer adıyla Geliyaşin Cilo dağlarının en yüksek doruğunun adlarıdır, meğerki Türkçeleştirmeye maruz kalıp “Uludoruk” adını kullanmak isterseniz. Kürtçe Gelyaşin linguistik bakımından Keleşin ile aynıdır ve olasılıkla Kale-e Şin’in bir türevidir1. Şin (mavi) veya hêşîn (yeşil) kelimeleri ile Kale’nin bileşiminden oluşur. Thoma ve Vogel “yeşil”i, Bölgeye dair ilk coğrafi makaleyi yazan Maunsell ise maviyi tercih etmiş2. Birçok dil, mavi ve yeşil renklerin ayırdını yapmakta zorlanmakla beraber Yazının devamı için tıklayın

Dağların buzuldan kalkanları

Fransız bir ekip Mont Blanc’ın kuzey yüzünde yer alan ve Chamonix kasabasına doğru ilerleyen Bossons buzulu üzerinde bir çalışma gerçekleştirdiler (link). Çalışmanın amacı buzul örtüsüne sahip olan ve olmayan bölgelerdeki erozyon etkinliğini anlamak. Diğer bir deyişle buzulların varlığı topoğrafyanın aşınmasını arttırıyor mu, azaltıyor mu? Bu soruyu cevaplayabilmek. Genel görüş, buzulların çok kuvvetli bir aşındırıcı olduğu ve dağları hızlı biçimde yonttuğu, derin ve “U” şeklinde vadiler kazarak kütle taşınımını arttırdığı yönündedir (Dağ delisi arşivindeki muhtelif buzul fotoğraflarını bakmak için linki tıklayabilirsiniz).

Mont Blanc dağı çok aşamalı başkalaşım geçirmiş bir temel kayaç grubuna sokulmuş granitten oluşuyor. Yani temel olarak birbirinden farklı iki grup kayaç var. Yukarıda belirlenen soruyu çözmek amacıyla ekibin kullandığı yöntem buzulun üzerinde (aşınmış ve) taşınan malzeme ile buzul altı derelerdeki malzemenin miktarını belirlemek ayrıca bu malzemelerinnin hangi kayaç grubuna ait olduğunu bulmak. Ardından bu ögeleri yaşlandırarak aşınan malzemelerin kaynağını saptamak. Basitçe özetlersek aşınmış malzemeleri, buzulun aşındırma faaliyetine yakın bölgeler ve buradan uzak bölgeler olarak ayırmak ve oranlamak. Çalışmanın sonuçları oldukça ilginç; makalenin öz kısmından aktaracak olursam: “Buzulun dil kısmındaki erozyon hızı, bitişiğindeki buzulsuz alanlara nazaran daha yavaş; su fazı içeren (ılıman) buzulun aşındırma hızı [ise] su içermeyen (soğuk) buzul kesimlerine kıyasla 16 kat daha etkin. Mont Blanc’ın kuzey yüzünde ölçülen düşük buzul altı erozyon miktarı, buzulların “Avrupa’nın çatısını” aşınmadan koruduğunu gösteriyor. Bu sonuç uzun vadede Alplerin maksimum yüksekliğinin artabileceğine işaret ediyor.” diyor. Yani akarsu aşındırmasının, buzul aşındırmasından daha fazla olduğunu iddia ediyor, ki bu bir hayli ilginç bir sonuç. Ayrıca, Afrika ve Avrupa’nın hala yakınsamaya devam ettiği Alp dağlarındaki yükselme hızının erozyona baskın gelebileceğini -çünkü artık buzul aşındırması için olduğundan fazla değer biçilmiş göründüğünü- ifade ediyorlar.
Yazının devamını okumak için buraya tıklayın

Geyve’nin tırmanış rotaları nasıl doğdu?

Geçen son dört yılda birçok tırmanıcı için harika bir tırmanış bahçesi haline gelen Geyve’nin nasıl vücut bulduğunu sevgili dostum Dr. Kenan Akbayram’ın kaleminden okuyacaksınız. Fliş istifinin içinde yer alan kireçtaşı blokları dediğim zaman birçok kimsenin aşina olmadığı bir jargon kullandığımın farkındayım. Peki üzümlü kek içindeki üzümler desem? Ya da parça çikolatalı kurabiyenin çikolataları? Hakikaten bölgesel jeoloji anlatmak için evimizin kilerini ve mutfağını kullanmak hiç de abesle iştigal değildir. Netice itibariyle, dünya dev bir fırına ya da düdüklü tencereye benzetilebilir. Peki Geyve ile çikolatalı kurabiye arasındaki ilişki nedir diye soracak olanları işitiyor gibiyim: Geyve’deki dev kireçtaşları formasyonunun başka bir formasyon içine atılmış egzotik bloklar olduğunu okuyacak ve nasıl bir jeolojik evrim sürecinden sonra gün yüzüne çıktıklarını öğreneceksiniz. Kenan’a bu hoş ve bilgilendirici yazıyı kaleme aldığı çok teşekkür ediyor ve sizi Geyve’nin jeolojisiyle başbaşa bırakıyorum. — dağdelisi

Şekil 1. Geyve ilçesinin Umurbey Köyü yakınındaki gri kireçtaşı blokları ve içerisinde bulundukları kırmızı renkli derin denizel Geç Kretase yaşlı kireçtaşları (öndeki kırmızı alanlar). Ayrıntılar için metne bakınız. Fotoğrafın alındığı lokalitenin GPS değeri, UTM 36 T E 02 67525 – N 44 79 907.


2006 yılı yazı boyunca, yüksek lisans tezime yönelik olarak, jeolojisini incelediğim Sakarya’nın Taraklı-Geyve ilçeleri arasındaki alanda, kilometrelerce takip edilebilen birçok çökel kaya katmanı ve bağımsız devasa kütleler halinde gri renkli kireçtaşı blokları bulunmaktaydı. Tezimin yazımı aşamasında aynı çalışma odasını paylaştığım “dağ delisi” Ali Değer’e bu iri kireçtaşı bloklarının nasılda tırmanmaya uygun dik duvarlar oluşturduğunu anlattığımı ve resimlerini gösterdiğimi dün gibi hatırlıyorum (Şekil 1 ve 2). Ancak bir ornitorenk kadar tırmanış becerilerine sahip olan ben bile bu kireçtaşlarına tırmanmanın ve etrafı zirvelerinden seyretmenin zevkini tatmak istemiştim. Ve nihayet 2009 yılında Ali’den Geyve civarındaki bu blokların kaya tırmanışı camiasının ilgisini çekmeye başladığını öğrendiğimde yüzüme bir gülümseme oturdu. Ali’nin, bu blokların nasıl olup ta bulundukları yere geldiklerinin “dağ delisi” camianın merakını celbettiğini ve bu konuya dair bir yazı yazmanın faydalı olacağını söylemesi bu yazının hazırlanmasının nedenidir.

Şekil 2. Geyve ilçe merkezinden Sarıgazi Köyü’ne giden yol üzerindeki iri kireçtaşı bloğu. (GPS lokasyonu: UTM 36 T E 02 68475 – N 44 84 994).

Yazının devamı için tıklayın

Nurhak dağı (3070 m)

Nurhak dağının topoğrafyası (Google Earth) üzerine giydirilmiş jeoloji haritasıyla (MTA Türkiye 1:500 000 ölçekli jeoloji haritası) birlikte görünümü. Haritanın üst kenarı güneye bakmaktadır. Yıldız sembolleri dağın en yüksek kesimini göstermektedir. Dağın konumu sol üst köşedeki Türkiye haritasında kırmızı daire ile gösterilmiştir.

Bugün İstanbul Dağcılık Kulübü (İDAK)’ın Kahramanmaraş Nurhak dağına gerçekleştirdikleri faaliyetin raporunu okuma fırsatım oldu. Hakikaten çok önemli bir iş yapmışlar ve coğrafyamızda dağcıların neredeyse hiç ziyaret etmediği bir bölgeye gitmiş ve burada yaptıkları gözlemleri fotoğraflarıyla beraber aktarmışlar. Bölge doğa yürüyüşleri, bitki gözlemlemek, klasik dağcılık ve hatta teknik tırmanışlar için büyük potansiyele sahip anlattıklarına göre.

Faaliyet raporlarını okurken gözüme ilk çarpan şey, dağın sönmüş bir volkan olduğunu nakletmeleri oldu. Volkanik bir dağda siyah/koyu renkli, yanık görünümlü, gaz boşlukları içeren ya da lav akıntıları şeklinde kayaçlar beklerim. Ama ne genel panoramik görüntüler, ne zirvedeki fotoğraf bu beklentilerimin aksine açık renkli, kompakt dolomitik kireçtaşlarını gösterince çok şaşırdım.
Continue reading

Uydu görüntülerinin analizi, 1976 – 2010 yılları arasında Ağrı Dağı’nın buzul takkesinin %30 oranında küçüldüğünü gösteriyormuş.

Turkish Geological Research News

Mount Agri (also known as Ararat) is the highest mountain of Turkey with a peak elevation of 5137 m. Today, it bears the only ice cap of the country. However, it is melting continuously! A recent study published in the Journal of Asian Earth Science showed that the Mount Agri ice cap has been lost its surface area by 29% since 1976 based on multi-temporal Landsat and ASTER satellite imagery. According to the author, the retreat rate is about 7 hectare per year. In the paper, it argued that there is a strong evidence that this retreat is mostly because of the current warming trend revealed from the meteorological stations from the region. It is added that similar shrinking trends are also evident from other Turkish glaciers. For more information, please refer to http://dx.doi.org/10.1016/j.jseaes.2011.12.009

View original post

Dağlar nasıl oluşur?

Matterhorn, Monte Cervino, Mont Cervin -- Bu güzeller güzeli, Alplerin ortasında bir Afrikalı!

Sevgili dağ severler,

Geçen gün başlayan serüvenimize devam ediyoruz efendim. Dağ tiplerinden söz edeceğimden bahsetmiştim; fakat dağ tiplerine geçmeden önce bir adım geriye gidip büyük resmi hatırlamak gerekiyor. Yani dağlar nasıl oluşuyor?
Daha da goster->