Eskilerden yenilere, geçmişten geleceğe

“Özlemlerden bahsetmek, ütopik gibi görünen bir geleceğe nostaljik gözlerle bakmak hiçbir şey kazandırmıyor. O geleceğe ya da şimdi gelecek olana ulaşmak için çalışmak, boş gevezeliklerden, nostaljik tavırlardan, çok daha olumlu bir çabadır.”

diyor Recep Çatak,  Anadolu Dağcılar Birliği dergisinin 1989 sayısında ölümünden sonra çıkan son yazısında.

Bir yılın sonunun ‘şöyle’ bir hissi vardır, diyemem. İnsan ve toplum duygudurumunun, birlikte ya da ayrı, hassas dengeleri ile genel geçer bir histen bahsetmek çok abes olurdu. Ancak kendi adıma konuşabilirim, ve işte o zaman belki de en yoğun olarak geçen kısa zamanın muhasebesinden, geleceğe yönelik yarı-umutlu ve bilinmeyene yelken açmanın heyecanından bahsedebilirim. Bu da zor; o yüzden karmaşıklığı indirgemek için Ockam’ın baltasını kullanıyorum ve bir tane duyguyu ayıklıyorum arasından.

Neil Gaiman en sevdiğim hikayecilerden biridir. Sandman, yani kum adam, onun muazzam eserlerinden biri ve bir o kadar yetenekli çizerler tarafından resmedilmiş haliyle de çizgi-roman dünyasının başyapıtları arasında yer alır. Bir Sandman hikayesinde rüyaların efendisi kahramınımız Sandman (diğer adıyla Morpheus) ve Choronzon adındaki bir iblis arasında bir söz düellosu geçer. Fakat sonuçları ağır bir düello. Eğer Sandman, karşısındakinin söylediğini alt edebilirse çalınan maskesini geri alıp cehennemden çıkacaktır, aksi takdirde sonsuza dek orada kalacak… Bir bar sahnesi, içerisi şeytanlar ve iblislerle dolu ve düello başlar:

Choronzon: Ben Gri kurtum, avını takip eden, sinsice fırsat kollayan
Sandman: Ben avcıyım, at üzerinde, kurdu bıçaklayan
Choronzon: Ben at sineğiyim, atı sokan, avcıyı düşüren
Sandman: Ben örümceğim, sineği biteren, sekiz bacaklı
Choronzon: Ben yılanım, örümcek yutan, ağu dişli
Sandman: Ben öküzüm, yılanı ezen, ağır ayaklı
Choronzon: Ben şarbonum, kasap bakterisi, sıcak-yaşamı geberten
Sandman: Ben dünyayım, uzayda yüzen, hayatı besleyen
Choronzon: Ben novayım, daima infilak eden, gezegen yakan
Sandman: Ben evrenim –her şeyi kapsayan, tüm yaşamı kucaklayan
Choronzon: Ben hayat-karşıtıyım, Dabbe’tül Arz! Her şeyin sonundaki karanlığım. Evrenin, tanrıların, dünyaların… her şeyin sonu. Şimdi söyle bana rüyalar efendisi, sen nesin!
Sandman: Ben umudum.

Herkes donar kalır. Umudun karşısında kim ayakta durabilir? Hatta tüm iblisler, bir an Sandman gibi cehennemden çıkabilecekleri umuduyla kalakalırlar. Sandman bu fırsattan istifade maskesini kapar ve ortadan kaybolur. Şeytan çok kızar ve intikam yemini eder…

Son bir yıl Türkiye ve dünya açısından rezil bir yıldı. Hep söylerim, yine söyleyeceğim, en kötü distopyayı bile Türkiye’ye tercih edeceğimi düşünüyorum. Tam bir cehennem. Mutlak distopya –Yunanca etimolojisine bakarsak kötü bir yer, felsefi ve sosyal anlamda ise insanlıktan çıkmış, totaliter/baskı rejimi ile idare edilen, çevre felaketleri ile yaşamı tehdit eden; bütün bunları görmezden gelen, uyuyan bir toplumun içinde sindirilmeye, tecrit edilmeye, hedef gösterilmeye maruz kalan ve etnik değil ideolojik bir azınlıktan oluşan.

Bütün bu gidişattan beni bir nebze soyutlayan yegane şey dağlar ve dağcılık yaparken hissettiğim yaşama sevinci; bunun sağladığı umut! Bu yüzden size bende olmayan, Sandman’in rüya maskesini dilemek yerine, sahip olduğum bir şeyi, umudu, umutlu bir yıl geçirmenizi diliyorum. Fakat, Recep’in söylediği gibi, geçmişe özlemle bakarak olmadık şeyleri arzulamak yerine harekete geçerek, üreterek, çalışarak bunu yapmak.

*

Bir postta iki mesaj vermeyi, iki odak noktasına dikkat çekmeyi istemesem de artık mazur görün, yılın son günü bunu yapayım… 2014 Recep Çatak’ın ölümünün 25. yılı. Dün akşam Batur (Kürüz)’un arşivini karıştırırken neler buldum, neler gördüm ve dinledim anlatamam; anlatmasan da iyi olur, çünkü darmadağin oldum. Ama şunu çok iyi biliyorum, ülkemizin dağcılık mirasının yarısı ADB döneminde yatıyor. 2015 yılında bu blogda ya da başka bir mecrada o dönemin mirasını bir nebze olsun, ve yorumsuz biçimde, dahil olduğum yeni nesle aktarmaya çalışacağım.

Aşağıda göreceğiniz belgenin sonunda, en üstte adı geçen yayını tararken tesadüfen bulduğum çok manalı bir mesaj var… eskilerden yenilere, geçmişten geleceğe umutlu yıllar…

recepcatak

Yorumunuzu buraya bırakın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s