Orası da neresi?

Aladağlar’ı sunduğu dağcılık potansiyelinin çok çok altında kullanıyoruz. Bunu birçok kez dolaylı ve doğrudan dile getirdim. Ama tabii sürekli söylenerek olmuyor. Biraz provokatif olmak gerek herhalde, ufak tefek de olsa birşeyleri düzeltmek için. O yüzden şimdi sizinle muhteşem bir fotoğraf paylaşacağım (Foto 1). O gün dergiyi gazete bayiinde gördüğümde (ki dağcılık konulu yazının kokusunu çok uzaktan alırım), kapak fotoğrafındaki Direktaş’tan etkilenip “oh be Atlas’ta tekrar dağ fotoğrafları olacak” demiştim1. İçeriği gördüğümde ise sevinçten çıldırmıştım. Bu denli güzel fotoğraflar, renklerin, hareketin ve yabanıllığın coşkusunu bu kadar iyi veren fotoğraflara bakmayalı kim bilir ne kadar zaman geçmişti! Turgut Tarhan’ı gönülden tebrik ediyorum. Aralarından bir tanesi var ki, uçaktan çekilmiş, bulutları, topoğrafyanın eşsiz arızasını ve kar örtüsünü, benzersiz bir açıdan bizlere aktarıyor ve daha da ötesi keşfetmek için beni kışkırtıyor. İşte aşağıdaki o fotoğraf. Dikkatli bakın, acaba çıkılmayı bekleyen kıyıda köşede bilmediğiniz bir zirve var mı?


Dikkatlice bakarsanız Hacer boğazının kuzeyinde aşağı yukarı K – G görünümlü bir vadi göreceksiniz (Dergide yer alan fotoğrafın altında ufak bir yer bulduru krokisi mevcuttur). Fotoğrafın yukarı kısmında ve tam ortasından sağa azıcık gittiğinizde sarp bir duvar göreceksiniz. Hele arka plandaki bulut örtüsünden yükselen duruşuyla belki Aladağlar’ın bu fotoğrafındaki en dramatik yüzü! Hafızamı zorluyorum sürekli acaba burayı daha evvel gördüm mü diye. Ama gelmiyor aklıma. Bir tek Erciyes’in doruğundan Aladağlara bakarken Vay Vay’ın çok ciddi duvarlarını gördüğümü hatırlıyorum. Ama Vay Vay değil de bunu mu görmüştüm. Bilmiyorum.

İşte bu dağ, bu mesafeden ve bu ışık altında görünüşüyle dolomitik-kireçtaşı kayası görünümü sergiliyor: tipik bir Aladağlar dağı. Ama adını sanını bilmiyorum. Bilen çok az kişi olduğunu düşünüyorum. Tırmanıldığına ise ihtimal vermiyorum. Sebebini anlamak için bu dağın nerede olduğuna bir bakalım. Aşağıda Google Earth (GE)’den elimden geldiğince açıyı koruyacak bir görüntü elde etmeye çalıştım ve dağı sarı renkli iğne ile gösterdim (Foto 2). GE görüntüsünde topoğrafya modeli üzerine fotoğraflar giydiriliyor. Dolayısıyla yükseklik modelinin çözünürlüğü gerçeklik algımızı şekillendiriyor. Hacer boğazı ve onun altında çözünürlük harika ama kuzeydeki topoğrafyanın GE’de çok düşük frekansa sahip olduğunu görüyorsunuz. O bakımdan fotoğraftaki etkiyi bırakmıyor GE. Hoş fotoğrafta foreshortening, yani perspektifte bir objenin bakış hizası boyunca ölçülerinin gerçeğe görece kısaymış hissi vermesi etkisi de olabilir. Ama sonuçta iki görüntü de olması lazım bunun. Bu bakımdan fotoğrafa tabii ki daha çok güveniyorum.

o_dag_fit

Foto 2. “O” dağın Google Earth’teki konumu


Şimdi işaretli dağa yakından bakalım (Foto 3). Dağ, Hacer boğazının kuzeyinde ve genel olarak KD – GB uzanımlı ve kavisli sırt hattının burun noktasını oluşturuyor. Bir yüzey kuzeye diğeri ise batıya bakıyor. Bu sırt hattına aşağıdan bakarsanız uzunca bir kaya bantı şeklinde gözüküyor. Eminim ki tırmanış yapmak için çok fazla olanak sunuyordur. Sırtın doruk noktasının vadi tabanıyla arasındaki yükseklik farkı 900 – 1,200 metre civarında. Dağın alt kısmı yukarıdan erozyonun etkisiyle parçalanan malzemenin oluşturduğu bir birikinti konisi görünümde ve ortalama eğimi homojen, öte yandan yarıdan yukarıdaki (~ 500-600 metre uzunluktaki) üst kesimleri oldukça sarp. Zannımca kışın bu yüzeyler iyice buz tuttuğunda muhteşem tırmanışlar yapılabilir.

O_tepe

Foto 3. “O” dağın yakından görünümü


Bu dağa varmak için ya Maden boğazından takribi olarak 15 km yürümek, ya da Ağsu tarafından girmek gerekiyor. Bu güne dek iki vadide de bulunmadım ancak Maden boğazına keşif amaçlı giden birkaç ekipten ve yazılarından haberdarım. Umuyorum ki yakın zamanda o taraflara yolumu düşürürüm. Bu arada eğer oraya gidenleriniz, buraları gören bilenleriniz varsa beni bilgilendirin. Bu dağın adı var mı? Hiç çıkılmış mı?

Umarım bu yazıyla birlikte benden önce başkalarının yollarını oraya düşürmesini sağlamış olurum. Ne kadar güzel olur buraların ilk çıkışları yapılsa. Maden boğazı ve öte tarafı, yani jeolojik olarak Siyah Aladağlar olarak adlandırdığımız daha mülayim eğimli kesimlerinde, hala gizli saklı rotaların varlığı ve ihtimali bizi neden cezbetmesin? Kanatlarımızı açıp bir kaç kilometre öteye daha niçin uçmayalım?

Katkı belirtme
Sayın Turgut Tarhan’a fotoğrafını kullanmama izin verdiği için sonsuz teşekkürlerimi borç bilirim. Ayrıca sayın Tarhan’a ulaşmama yardımcı olan Atlas ekibine de çok çok teşekkür ediyorum.


  1. Yüksek, Ö. ve Tarhan, T., 2013. Orta Toroslar: Aladağlar’da yalnızlık. Atlas, Şubat 2013, n. 239, ss. 42 – 57 

5 thoughts on “Orası da neresi?

  1. Tunç Fındık’ın yukarıdaki sorulara vediği cevabı yayınlıyorum! Çok teşekkürler Tunç!
    “Bu dağın adı Topaktaş Tepe. Yüksekliği 3100 metre ve batı, kuzeybatı ve kuzeyi 300 metrelik setli duvarlardan oluşuyor. Kuzeydoğuya, Zamantı ırmağına uzanan boğaz boyunca dikeylikler var. Dağın güney- güneydoğusu ise Yedigöl platosuna inen geniş bir düzlük.
    Özet olarak: Aladaglar’daki sırt hatları dahilinde tepesi düz, kuzeyi uçurum olan kireçtaşı yığınlarından birisi. Duvarını çıkmaya değecek kadar çekici değil, kimsenin ilgisini çekmeyen dere tepe bir yerde bir zirve:-) O çabaya Torasan’da muhteşem bir duvar çıkmak daha ağır basar fikrimce. Bolkar dağlarındaki birçok yüz ile aynı tarzda bir zirve: tepesi plato, 200-400 m uçurumu var ve muhtemelen tüm aladağlar kadar çürük.”

    • Benim tavsiyem üniversite dağcılık kulüplerine üye alıp temel dağcılık eğitimini tamamlamanız. Kulüplerin çoğu eğitimlerine güz döneminde başlar ve 9 – 10 aylık bir eğitimin sonunda yaz tatilinden evvel mezun verirler. Türkiye’de çağdaş dağcılığın motoru üniversite kulüpleridir. Ama “ben sabredemem, hemen öğrenmek istiyorum” diyorsanız üniversite kulüpleriyle bir yazışın belki bir sonraki dönem eğitiminizi tamamlayacak bir formül üretebilecek olanlar çıkar veya Zirve dağcılık gibi yurt sathına yayılmış kulüplerle irtibat kurabilirsiniz. Başka sorunuz olursa çekinmeden yazın.

  2. dagin foto1’de belirgin gorulen batiya bakan yuzunu Tunc Findik, Haldun Ulkenli ve Alper Kabran’in cikmis olabilecegini hatirliyorum hayal meyal. 2005-2006 olabilir. Bir sormak lazim.

    • http://www.tuncfindik.com/aladaglar-maden-bogazi-unutulmus-vadi/ adresinde bahsettiğin keşif ve tırmanışa ait özet bir not var. Ayrıca http://www.tuncfindik.com/aladaglarda-2-ilk-cikis/ adresinde bu tırmanışa ait fotoğrafları da koymuş. Çıktıkları ikinci rotadan bahsederlerken “Karagöle gelen ve gölün biraz ötesinde dikildiğini gören herkesin aklına fena halde giren sivri konik şekilli kulenin kuzeydoğu yüzünü tırmandık. Adını Alper’in okuduğu berbat kitaptan esinlenerek Karakule koyduğumuz ve aslında uzun bir sırtın en uç kısmındaki duvar olan bu rota, gerçekten zevkli ve sağlam bir tırmanış çıktı: IV, V derece ve 200 metrelik bir tırmanışla” yazmış Tunç. Ancak bu zrive ile Karagöl arasındaki mesafe ve topoğrafya yukarıdaki betimlemeyi yapmaya pek olanak sağlamıyor.
      Istanbul topografya

Yorumunuzu buraya bırakın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s