Ali Vehbi (Türküstün)

Dağcılık tarihine meraklı olanlarımız, muhakkak şu cümleye rastlamışlardır “İlk Türk dağcısı olarak bilinen isim, Ali Vehbi Türküstün’dür”1. İnternette yer alan bilgiler, hızlı biçimde kopyalanınca, malesef ne konunun aslına dair referansa ulaşılabiliyor, ne de bilginin gerçekliğini sorgulamak mümkün oluyor; çünkü herkes kullandığı için yazanın gerçek olduğu konusunda uzlaşılmış oluyor. Yazının devamı için tıklayın

Advertisements

Dağların buzuldan kalkanları

Fransız bir ekip Mont Blanc’ın kuzey yüzünde yer alan ve Chamonix kasabasına doğru ilerleyen Bossons buzulu üzerinde bir çalışma gerçekleştirdiler (link). Çalışmanın amacı buzul örtüsüne sahip olan ve olmayan bölgelerdeki erozyon etkinliğini anlamak. Diğer bir deyişle buzulların varlığı topoğrafyanın aşınmasını arttırıyor mu, azaltıyor mu? Bu soruyu cevaplayabilmek. Genel görüş, buzulların çok kuvvetli bir aşındırıcı olduğu ve dağları hızlı biçimde yonttuğu, derin ve “U” şeklinde vadiler kazarak kütle taşınımını arttırdığı yönündedir (Dağ delisi arşivindeki muhtelif buzul fotoğraflarını bakmak için linki tıklayabilirsiniz).

Mont Blanc dağı çok aşamalı başkalaşım geçirmiş bir temel kayaç grubuna sokulmuş granitten oluşuyor. Yani temel olarak birbirinden farklı iki grup kayaç var. Yukarıda belirlenen soruyu çözmek amacıyla ekibin kullandığı yöntem buzulun üzerinde (aşınmış ve) taşınan malzeme ile buzul altı derelerdeki malzemenin miktarını belirlemek ayrıca bu malzemelerinnin hangi kayaç grubuna ait olduğunu bulmak. Ardından bu ögeleri yaşlandırarak aşınan malzemelerin kaynağını saptamak. Basitçe özetlersek aşınmış malzemeleri, buzulun aşındırma faaliyetine yakın bölgeler ve buradan uzak bölgeler olarak ayırmak ve oranlamak. Çalışmanın sonuçları oldukça ilginç; makalenin öz kısmından aktaracak olursam: “Buzulun dil kısmındaki erozyon hızı, bitişiğindeki buzulsuz alanlara nazaran daha yavaş; su fazı içeren (ılıman) buzulun aşındırma hızı [ise] su içermeyen (soğuk) buzul kesimlerine kıyasla 16 kat daha etkin. Mont Blanc’ın kuzey yüzünde ölçülen düşük buzul altı erozyon miktarı, buzulların “Avrupa’nın çatısını” aşınmadan koruduğunu gösteriyor. Bu sonuç uzun vadede Alplerin maksimum yüksekliğinin artabileceğine işaret ediyor.” diyor. Yani akarsu aşındırmasının, buzul aşındırmasından daha fazla olduğunu iddia ediyor, ki bu bir hayli ilginç bir sonuç. Ayrıca, Afrika ve Avrupa’nın hala yakınsamaya devam ettiği Alp dağlarındaki yükselme hızının erozyona baskın gelebileceğini -çünkü artık buzul aşındırması için olduğundan fazla değer biçilmiş göründüğünü- ifade ediyorlar.
Yazının devamını okumak için buraya tıklayın

Seyretmenin keyfi için, sırf, ve tepeden…

Francesco Petrarca, ya da diğer adıyla Petrarch, etrafında yükselen Alp dağlarının manzarasını hayranlık içinde seyrederken, şaşkına dönmüş, karmaşık duygular içinde, kayıtlı dağcılık tarihinde sadece ve sadece keyif için bir dağın zirvesine çıkan ilk şahsiyet olduğunun farkında bile değildi [1]. Mont Ventoux (1912 m), tırmanılması özellikle zor bir dağ değilmiş; zaten 26 Nisan 1336 tarihine yakın çağlarda zorluğun dikkate alındığı bir başarı ölçütü de yoktu. Wikipedia’nın Petrarch makalesindeki referanslara göre Petrarch’ın arkadaşı Diogini’ye yazdığı mektup, manzaranın görkeminin verdiği estetik doyumu gösteren zamanının ötesinde modern bir tutumdu. Hatta sanıyorum benzer bir haleti ruhiye Romantik çağa kadar, özellikle de dağ/doğa yazınında kendini göstermedi.

Dikkat çekmek istediğim bir nokta daha var: “Karanlık çağ” olarak bildiğimiz kavram, Petrarch’ın, yaşadığı dönemden hemen önceki asırlar süren cehaletin hüküm sürdüğü zamana verdiği isimdi. Karanlık çağlardan ilk çıkışının yapıldığı 1786 yılına kadar Alpler’in en yüksek noktasının adı Mont Maudit, ya da Türkçe tercümesi ile “Lanetli dağ” idi [2]. Hakikaten de Avrupa köylü halkı dağların kötü ruhların yaşadığı, lanetli yerler olduğuna inanıyordu. Aydınlanma çağının en hoş başarılarından biri, ilk tırmanışın ardından dağa daha dünyevi olan Mont Blanc, Beyaz Dağ, isminin verilmesi olmuştur.

1 Türkçe bir metindeki ilk “Little did he know” denemem. Pek hoşuma gitmedi, ama geliştireceğim (Bir de bkz. Stranger Than Fiction (2006)).
2 Klein, K.L. (2011). A Vertical World: The Eastern Alps and Modern Mountaineering. Journal of Historical Sociology, (24)4, pp 519-548. DOI: 10.1111/j.1467-6443.2011.01417.x