Haritanın işlenmemiş bir yerinden

“Ne zaman bir ekspedisyona başlasam, artık kaybolmuş bir yaşam biçimine geri döndüğümü hissederdim. Birkaç yüzyıl öncesinin acelesiz günlerini düşünürüm, yaşamın çılgınca bir telaş olmasından önceki, kırsal yörelerin bir sürü insan tarafından berbat edilmediği, ve güzelliğin bir iş meselesi olarak istismar edilmediği günleri. O kadar alıştık ki günlük hayatın bizler için kolaylaştırılmış olmasına, enerjimiz yaşam sanatınca işgal edilmiyor; fakat duyulanma ihtirası içinde azıtmış. Ferdiyet, sığ basın makalelerinin hazır-kalıp fikirlerince zulmedilmiş, koşuşturan insan güruhunun kitle-duygularında boğulmuş.

“Every time I start an expedition, I felt that I am getting back to a way of living which is now lost… I think of the leisurely days of a few hundred years ago, before life was so mad a rush, before the countryside was spoiled by droves of people, and beauty itself exploited as a commercial proposition…. We have become so accustomed to having everyday life made easy for us, that our energies are not absorbed in the art of living, but run riot in a craving for sensation. Individuality is swamped in the mass emotions of hurrying mobs of people whose thoughts are dragooned by the ready-made ideas of shallow press articles…

“Eric Shipton, Blank on the Map)”

Advertisement

Eric Shipton (1907 – 1977)

Bugün 28 Mart, Eric Shipton 1977 yılında bugün hayata gözlerini yumdu. Shipton modern Alpin stil dağcılığın öncülerindendir. Küçücük ve kısıtlı imkanlara sahip grupların, dev ekspedisyonların yapabileceğinin daha fazlasına muktedir olduğunu savunmuş ve göstermiştir. Shipton seyahatlerinde doğaya yapılacak tahribatı en aza indirgemeyi ön plana çıkarmış, dışarıdan getirilen erzak yerine gittiği bölgelerin toprak mahsullerini kullanmayı tercih ederek bu gayesini desteklemeye çalışmıştır. Sherpa’larla olan dostluğu ve karşılıklı güven ilişkisiyle yarattığı işbirliği sayesinde ilk defa Nanda Devi (7816 m)’nin iç havzasına büyük teknik ve navigasyon zorlukları aşarak girmiştir (Bill Tilman, Angtharkay, Pasang ve Kusang ile beraber). Gerçekleştirdiği ekspedisyonların coğrafya bilgimizi de büyük ölçüde artırdığını söylemek lazım – örneğin Orta Asya dağlarına yaptığı keşif gezileri (Muztagh Ata (7546 m), yani Türkçe anlamıyla “buz dağlarının atası”‘nın zirvesine neredeyse varacaklardı), Karakorum (K2’nin kuzey kısımları) ve Kaşgar’da yaptığı keşif ve haritalama çalışmaları, Patagonya seyahatleri! Kendisi Kraliyet coğrafya cemiyetininin Patron’s Madalyası ve Everest’in tırmanılabilmesine yol açan katkılardan dolayı Commander of the Most Excellent Order of the British Empire nişanı ile mükafatlandırılmıştır (şövalyeliğe bir kala nişanı). Ayrıca 1964 – 1967 yılları arasında Alpine Club’a başkanlık etmiştir.

Everest’in ilk çıkışını yapacak olan Tenzing Norgay ve Edmund Hillary onun 1951 keşif gezisinde “Everest’e çıkılacaksa buradan çıkılır” dediği, batı çanağı, Khumbu buzulu ve güney geçidi üzerinden zirveye çıkmıştır. Aslında ilk çıkışın yapılacağı ekspedisyonun lideriyken, en fazla sekiz kişilik bir grup ve oksijensiz bir faaliyet istediği için Everest komisyonu tarafından başarısızlık riski taşıdığı gerekçesiyle bu görevinden alınmıştır.

Eric Shipton

Devam…

Benim dağcılık kahramanlarım

Benim dağcılık kahramanlarım olmamıştı hiç. İTÜ Dağcılık kulübüne girdiğim günden bu yana etrafımda dağlarla ilişkisi olan birçok insanın “abi Messner varya, beş yaşında…”, “Mark Twight olum bu! Heah!” gibi lafları bende hiçbir olumlu duygu uyandırmazdı; hatta gıcık olurdum. Tıpkı “Abi Messi lan, onyüz milyarlık oyuncu la!” muhabbeti gibi gelirdi. Modernleşen dünyanın, dağcılık gibi son derece kişisel ve pratikte ufacık bir grubu ilgilendiren eylemlerini, sayılarla ifade etmeye meyilli ve metalaştırıcı zihniyetinin arkadaşlarıma da sirayet ettiğini hisseder ve ekstrem dağcılık dendi mi tüylerim diken diken olurdu. Ama sanki bundan fazlası da vardı. Yıllar önce Nanga Parbat’ın ana kampında, Rupal yüzünde yeni bir rota açarak inanılmaz zor bir iş yapmış ve ancak geriye dönebilmiş Steve House ve Vince Anderson ile tanışmış ve hatta daha sonra haklarında birçok şey okumuş olmama rağmen onlar da benim dağcılık kahramanlarım olamamıştı.
Azcık daha var