Torre ve Yosemite

Bir dağ filmleri festivali daha sona erdi. Emeği geçen herkese teşekkür ederim. Türkiye gibi kurumsallaşma sorunları olan bir ülkede, 10 sene boyunca, hem de hedef kitlesi oldukça hızlı bir şekilde değişen bir festivali istikrarla yapmak hiç kolay bir iş değil… Bu sene festivale tek gün katılabildim. Dağ ve Tırmanış gecesi kapsamında “Cerro Torre” ile “Vadi İsyanda” filmleri, azımsanmayacak bir doğa sever topluluğunun katılımıyla gösterildi. İki film de dağcılık tarihinde büyük öneme sahip konuları ele alıyor.

İlki, Lionel Terray’ın “imkansız dağ” olarak addettiği Cerro Torre’nin, Yazının devamı için tıklayın

Advertisement

Dağ Filmleri Festivali (kısım III)

Festivalin üçüncü günü olan Cuma, tek filme gitmeyi planlamışken ikinci filmi de bari göreyim diyerek iki film birden seyretmiş oldum. Saat 19:00’da gösterime giren İlk film “A Fine Line (ince bir çizgi)” orijinal ismi ve “Hayatımın Zirveleri : Sınırlarda Yaşamak” Türkçe ismine sahip. Hayatımın zirveleri, Jornet’in projesinin ismi; yani uyduruk birşey değil. Filmde son yılların en insanüstü atleti Katalan Killian Jornet-Burgada’nın koşarak ve kayakla dağları akılları zorlayan bir hız ve dayanıklılık ile aşmasını konu ediyor. Killian’ın küçüklüğünden beri ailesiyle birlikte dağlarla iç içe sürdüğü yaşantının, yetiştiği çevrenin spor kültürünün ve sınırlarını sürekli zorlayan hedeflerinin etkisiyle nasıl bu noktaya geldiğini açıkça görebiliyorsunuz. Yazının devamı için tıklayın

Dağ Filmleri Festivali (kısım II)

Bill Tilman (1898–1977)

Bill Tilman (1898–1977)

There is something in common between the arts of climbing and sailing. The sea and the hills offer challenges to those who venture upon them and the acceptance of these and the meeting of them as best he can lies in the sailors or mountaineers reward — HW Tilman

Geçen Perşembe günü benim için harika bir sürpriz oldu diyebilirim. “Mekanlar arasında (Between places)” başladığı an ekranda yer alan epigraf sürprizin kendisi, yani yukarıda yazan Bill Tilman’ın sözleri. Sık sık tekrar ederim, benim dağcılık kahramanlarım Eric Shipton ve Bill Tilman ikilisidir diye. Shipton’a geçen sene çok kısa değinmiştim (yazı). Tilman için kısmet bu güne imiş. Yazının devamı için tıklayın

Dağ Filmleri Festivali (kısım I)

Yıllardır festivale katılabilmek için can atarım ama festival haftasında asla İstanbul’da olamam! Ama bu sene farklı, her gün en az bir filme gidebiliyorum. Biletlerimi ise önceden aldım. Değmeyin keyfime! Bu sene festivalin 9. yılı (Festivalin web sayfası için burayı tıklayın). Bu seneye kadar festivalin izleyici sayısı ve gösterimdeki filmler sürekli artmış. Mesela geçen sene toplamda 12 bin kişi izlemiş filmleri. İlk senesini saymazsak, bence festivalin en büyük özelliği çok sayıda Türkiye menşeli filmlere yer ayırması olmuştu. Yazının devamı için tıklayın