Dağların buzuldan kalkanları

Fransız bir ekip Mont Blanc’ın kuzey yüzünde yer alan ve Chamonix kasabasına doğru ilerleyen Bossons buzulu üzerinde bir çalışma gerçekleştirdiler (link). Çalışmanın amacı buzul örtüsüne sahip olan ve olmayan bölgelerdeki erozyon etkinliğini anlamak. Diğer bir deyişle buzulların varlığı topoğrafyanın aşınmasını arttırıyor mu, azaltıyor mu? Bu soruyu cevaplayabilmek. Genel görüş, buzulların çok kuvvetli bir aşındırıcı olduğu ve dağları hızlı biçimde yonttuğu, derin ve “U” şeklinde vadiler kazarak kütle taşınımını arttırdığı yönündedir (Dağ delisi arşivindeki muhtelif buzul fotoğraflarını bakmak için linki tıklayabilirsiniz).

Mont Blanc dağı çok aşamalı başkalaşım geçirmiş bir temel kayaç grubuna sokulmuş granitten oluşuyor. Yani temel olarak birbirinden farklı iki grup kayaç var. Yukarıda belirlenen soruyu çözmek amacıyla ekibin kullandığı yöntem buzulun üzerinde (aşınmış ve) taşınan malzeme ile buzul altı derelerdeki malzemenin miktarını belirlemek ayrıca bu malzemelerinnin hangi kayaç grubuna ait olduğunu bulmak. Ardından bu ögeleri yaşlandırarak aşınan malzemelerin kaynağını saptamak. Basitçe özetlersek aşınmış malzemeleri, buzulun aşındırma faaliyetine yakın bölgeler ve buradan uzak bölgeler olarak ayırmak ve oranlamak. Çalışmanın sonuçları oldukça ilginç; makalenin öz kısmından aktaracak olursam: “Buzulun dil kısmındaki erozyon hızı, bitişiğindeki buzulsuz alanlara nazaran daha yavaş; su fazı içeren (ılıman) buzulun aşındırma hızı [ise] su içermeyen (soğuk) buzul kesimlerine kıyasla 16 kat daha etkin. Mont Blanc’ın kuzey yüzünde ölçülen düşük buzul altı erozyon miktarı, buzulların “Avrupa’nın çatısını” aşınmadan koruduğunu gösteriyor. Bu sonuç uzun vadede Alplerin maksimum yüksekliğinin artabileceğine işaret ediyor.” diyor. Yani akarsu aşındırmasının, buzul aşındırmasından daha fazla olduğunu iddia ediyor, ki bu bir hayli ilginç bir sonuç. Ayrıca, Afrika ve Avrupa’nın hala yakınsamaya devam ettiği Alp dağlarındaki yükselme hızının erozyona baskın gelebileceğini -çünkü artık buzul aşındırması için olduğundan fazla değer biçilmiş göründüğünü- ifade ediyorlar.
Yazının devamını okumak için buraya tıklayın

Advertisements

Buzul postası II: Kayıp zamanın izinde

Vittoria Sella, Ansel Adams, ve Bradford Washburn: Doğa ve dağ fotoğrafçılığında çığır açmış isimler. Ansel Adams, El Capitan ve Half Dome’u ölümsüzleştiren, kendinden sonra gelen nesil için ilham kaynağı olan bir adam; Bradford Washburn hava fotoğraflarıyla dağları daha evvel hiç görmediğimiz açılardan önümüze seren, Harvard Ünivesitesi dağcılık kulübünün ruhani lideri. Ancak bu yazımın konusu Vittorio Sella’nın arkasında bıraktığı görsel miras.

Vittorio Sella (1859 – 1943),  meşhur Sella ailesinin bir ferdi. Amcası Quintino Sella, dönemin ekonomi bakanı ve Italyan dağcılık kulübü (CAI) fikrini ortaya atan ve kurulmasını sağlayan kişi [1]. Matterhorn (4478 m) ve Monte Rosa (4634 m) ‘nın ilk kış tırmanışı ile Mont Blanc (4810 m)’ın ilk kış traversini tamamlayan Vittorio, aynı zamanda fotoğrafçılık konusunda hüneri sayesinde Abruzzi Dükü Luigi Amadeo‘nun da dikkatini celbetmiş ve bu sayede başta K2’ye olmak üzere birçok ekspediyona resmi fotoğrafçı olarak katılma şansını elde etmişti. Sella’nın benzersiz fotoğrafları Ansel Adams’ın deyimiyle: “dini bir huşu içinde bırakıyor” insanı [2,3].

ileri marş

Buzul postası

Nature Geoscience’ın Nisan 15 sayısındaki bu makale, Karakorum buzullarının son on yıllık periyotta az miktarda da olsa kütle kazandığını göstermiş.

Himalaya, Hindu-Kuş ve Karakorum bölgesindeki buzulların kütle dengesine dair bugüne kadar ciddi bir sayısal çalışma yoktu. Daha evvel yapılan bir takım çalışmalar benzer iddialarda bulunmuş ancak iddialar doğrulanamamışlardı. Bu konuda çalışmaların gelecekte daha büyük detayda süreceğini zannediyorum. Çünkü hem bu bölgedeki buzullarının beslediği akarsu sistemleri en az bir buçuk milyar insanın su ihtiyacını karşılıyor, hem de küresel ısınma (ve değişim) tartışmalarının her iki cephesi içinde aktif muharebe alanını tanımlıyor.