İngilizler çağdaş dağcılığı nasıl yarattılar?

Mayıs ortasıydı yanlış hatırlamıyorsam; SummitPost’ta Koen van Loocke tarafından kaleme alınmış bir yazıya denk geldim: İngilizler Çağdaş Dağcılığı Nasıl Yarattılar?” Yazı, İngilizlerin, sanayi devrimi sonrası değişen toplumsal yapının etkisiyle ve hem emperyalizm hem maskulinitenin başat değerlerinin izinde dağcılığın nasıl icat ettiğini ele alıyor. Yazım dili bakımından oldukça basit ve yer yer tekrarlara başvuran makale, benim daha önceden hazırladığım “Preuss’u nasıl okumalıyız?“, “Vahşi doğa, dağcılık ve estetik algısı“, “Saflığın etiği“, “Hodgkin ve Peck” yazılarımda parça parça değindiğim hikayeyi daha az teferruatlı ama bütüncül biçimde ele alıyor. İçimden dedim ki, madem ben bu yazıdan faydalandım, neden blogu takip eden dağseverler de faydalanmasın? Yazarla yaptığım yazışma sonunda Türkçe tercümesini yayınlamama izin verdi. Yazının tercümesini üç kişi paylaştık. Tamalanan ilk kısmı şimdi yayına alıp geri kalanları üzerinde de çalışmaları tamamlayıp bloga yükleyeceğim.
Yazıyı yayınlamama izin veren Koen van Loocke’ye tekrar teşekkür ediyorum.

I. Giriş
Dağcılık, dağ yürüyüşü ya da sadece dağlarda olmak birçoğumuzun hayatında önemli bir rol oynar. Bu web sitesi, üye sayısı ve sayısız takipçi katkısı bunu gayet iyi biçimde göstermektedir. Yaklaşık iki yüzyıl boyunca insanlar dağlara çekilmişlerdir, aynen bugün tecrübe ettiğimiz gibi.

Ancak, durum her zaman için böyle değildi. Bilakis, tarihin önemli bir bölümünde insanlar dağlara karşı düşmanca bir tavır sergilediler ve mümkün olduğunca dağlardan uzak durmaya çalıştılar. Fakat, 18. yy sonlarına doğru dağların bu düşman görüntüsü tedrici olarak değişmeye başladı. İnsanlar (çoğu üst gelir düzeyine mensup) dağlara farklı biçimde bakmaya, ve hatta dağları sıkça ziyaret etmeye başladılar. Dağları ziyaret ettiler, evet, fakat güvenli bir mesafeden, vadilerde kalarak. Elbette dağlara tırmanmadılar. Bu çağda, yalnızca bazı bilimadamları ve münferit romantikler bu ya da diğer bir dağa çıktı (18. yy sonundan 1850’lerin ortasına kadar). Dolayısıyla, o dönem için günümüzde olduğu gibi bir dağcılıktan bahsetmek mümkün değildir. Çağdaş dağcılık henüz yoktu. Fakat, 1850’lerden itibaren bildiğimiz şekliyle dağcılık Alplerde ortaya çıkmaya başladı. Fakat bu sefer akla şöyle bir soru geliyor, çağdaş anlamda dağcılık nereden çıktı? Kim başlattı ve neden tırmanmaya başladılar? İşte bu makale, kim hakkında ve özellikle neden dağcılığın ortaya çıktığına dair… Bu önemli bir sorudur, zira geçmişte dağlara karşı bu kadar olumsuz bakan insanlara ne oldu da görüşleri değişti ve dağcılık fikriyle ortaya çıktılar?

II. Ve sonra Britanyalılar geldi…
1850lerden itibaren gitgide daha fazla sayıda İngiliz (Ç.N. çeviri boyunca British kelimesini İngiliz ile karşıladım) Alplere gittiler ve tırmanmaya, keşfetmeye ve yüksek dağları fethetmeye başladılar. İngilizler, 1850lerden önce çok nadiren Alpleri ziyaret etmiştir, ziyaret etmiş olsalar bile şu ya da bu dağa tırmandıkları çok daha enderdir. Fakat bu sadece İngilizlere mahsus bir durum da değildir. Dağcılık genel olarak nadiren yapılan, Alpleri keşfetmek ve glasiyoloji, botanik, jeoloji, kartografya vb. konularda çeşitli bilimsel arazi çalışmaları yapmak için tırmanan küçük bir bilim adamı kafilesine özel bir şeydi. Onların esas ayırdedici özelliği zevk için, spor için ya da macera peşinde değil (gerçi bunlar ilave sebepler olabilirdi – hatta olmuşlardır da), bilim adına tırmanıyor olmalarıydı. Bu kişiler arasında çok az İngiliz vardı, mesela John Ball veya James Forbes. Bu dönem süresince, 18. yy sonundan 19. yüzyıl ortalarına kadar İsviçreli, İtalyan ve birkaç Fransız, mesela Gotlieb Studer, Louis Agassiz, Meyerler, Désor, F. G. Hugi, P. Giordani, G. Gnifetti, J. N. Vincent vd. dağcılığı hakimiyetlerine aldılar. Bu İtalyanlardan bazılarının nüfuzunu İsviçre – İtalyan sınırındaki Monte Rosa silsilesindeki bazı dağ isimlerinde görebilirsiniz.1

Fakat 19. yy ortalarında Alplerde garip birşey vuku buldu. Bu dönemde ve sonrasında İngiliz orta sınıfı Alplere seyahat etmeye başladılar. Yalnızca seyahat amaçlı veya yüce (Ç.N. sublime) olanı tatmak için değil, bunun yanında dağlara tırmanmak için.2 Elbette kendi başına bu hakikaten çok tuhaf ya da önemli birşey olarak değerlendirilemez, çünkü önceki onlarca yıllık dönemde başkaları (özellikle bilimadamları) da dağlara tırmandı. İngiliz dağcıların gelişini dikkate değer kılan, sayıları ve dağcılık yapma gerekçeleriydi. Öncelikle, İngiliz dağcılarının sayısı kendilerinden önceki tırmanışları büyük farkla geçti (1850’ler öncesinde dönemdeki), ve ikinci olarak yalnızca bilimsel amaçlarla değil pek çok farklı sebepten dolayı tırmandılar.

Önceki makalemde de söylediğim gibi, 1850lerden sonra gittikçe artan sayıda İngiliz kendilerini Alp yollarında buldular. Gayet seri biçimde ve birçok başka sebeple bu İngiliz dağcılar Alplerde baskın bir konuma geldiler. Bu dönem (1850ler – 1860lar) dağcıların çoğu İngilizdi: ‘A Courmayeur, Vallée d’Aoste entre Mont Blanc et Cervin, le nom généralique d’anglais désigne tout amateur de grimpade.’3 Bir önceki makalede şöyle bir soru sorulmuştu: bu İngiliz hakimiyeti dağ rehberliği mesleğine nasıl tesir etmiş olabilir? Şimdi İngiliz dağcılarının dağ rehberliğine olan tesirine bakmayacağız, fakat onun yerine zamanda geriye gidip İngiliz dağcılarının 1850ler ve 1860larda nasıl Alplerde bu denli baskın bir konuma yükseldiklerine bakacağımız için, ve neden en başta Alpleri keşfetmeye, tırmanmaya ve bir anlamda fethetmeye çalıştıklarını göreceğiz. Neden dağcılığı “icat” ettiler?

III. … fakat neden geldiler?
Ne zaman ki İngiliz dağcılarının Alplere gittiklerinden bahsedecek olsak ve neden neredeyse tüm yüksek dağlara tırmanmaya başladıklarına değinsek, İngiliz dağcılar dediğimizde kimden bahsettiğime dikkat etmemi gerekir. Çünkü bu insanlar İngiliz toplumunun tüm kesimlerinden gelmiyorlardı. Bu dağcıların sosyal sınıflarımıza baktığımızda, açıkça görüyoruz ki hiçbir alt ya üst sınıf mensupları alpinist değildiler, bununla birlikte hepsi orta sınıf ve ekseriyetle üst orta sınıfa mensuptular. Bu (üst) orta sınıf 19. yy ilk yarısında hızla büyüyordu. Esasen, üçüncül sektör yani hizmet sektörünün kuvvetli biçimde gelişmesine yol açan Sanayii Devrimi sayesinde, görece yeni bir orta sınıf da vücut bulmuştur.4 İlk İngiliz dağcılarının bu sosyal sınıftan geldikleri olgusunu göstermek için (1857’de kurulan) Alpine Club demografisine bakmak suretiyle kolayca gösterilebilir (Ek I).5 Tüm alpinistlerin Alpine Club üyesi olmadığını ifade etmek de bu noktada önemli, yani bazı istisnalar meydana geliyordu.6 Alpine Club demografisine, ve genel olarak İngiliz dağcılığına dair bu görüş önemlidir çünkü alpinistlerin sosyal arkaplanı Alplere gidip birçok dağı tırmanmaları, ve, ileride göreceğimiz gibi, bir anlamda modern dağcılığı icat etmelerine yol açacak motivasyonu sağlıyordu.

Ek1

Diğer başka ülkelerde de benzer eğilimler görülebilir. Gerçi, çok daha geç dönemlerde (1870ler – 1880ler) vuku bulmuştur . “… La première leçon qui se dégage est le déclin précoce, …, du groupe aristocratique. Dès la fin de 1875, la bourgeoisie a conquis la place, la “grande bourgeoisie” n’ayant qu’une part modeste…” 7 Örneğin Avusturya ve Almanya gibi ülkelerde durum bundan çok farklıydı. Alman ve Avusturya dağcılık cemiyetleri çok farklı sosyal sınıflara mensup üyelerden meydana geliyordu. Orta sınıf mensupları vardı ancak alt ve üst tabakalardan da… Bu olasıydı çünkü müstakbel üyelerin “besonderen Leistungen, nur reges Interesse für die Alpenwelt. (Ç.N. imtiyazlı bir grup ve Alplere düşkün olma)” 8 mecburiyeti yoktu. Herkes DAV ve ÖAV’a katılabilirdi – bu kurumların sporif ya da cemiyet kaynaklı kısıtlamaları yoktu. Bu sayede bu kulüpler halk hareketin dönüşebildiler. Malesef, aynısını Alpine Club için söylememiz mümkün değildir.9

Diğer yapılardan farklı olarak Alpine Club için çok katı ve elitist bir örgüt olduğunun altını çizmemiz gerekir.10 Bu çok seçkin gruba aza seçilmek hiç de kolay değildi. Şüphesiz, erken dönemlerinde Alpine Club’e üye olmak oldukça zordu. Diğer dağcılık kurumlarından farklı olarak, Alpine Club’a gelecekte üye olmak isteyenlerin karşılaması gereken bir takım koşullar/kurallar vardı. Mesela “Bir aday 13,000 ft. yüksekliğinde bir dağın tepesine tırmanmadığı takdirde üyeliğe kabul edilmez.”11 Bu gibi kurallar, Alplerde tırmanmamış kişilerin üye olmasını imkansız kılmıştı. Bunun yanında, müstakbel bir üyenin ait olduğu toplumsal sınıf da dağcılık hünerleri kadar önemliydi. Sosyal arkaplanın önemi kendini kabul kurallarında göstermekteydi. Gerçek dağcıların Alpine Club’a katılmak üzere seçilmesi yanında “Alplere adanmışlığının bir göstergesi olarak edebi, bilimsel ya da sanatsal katkılar” da beklenmekteydi; ki bu durum alt ve üst sınıfı devre dışı bırakıyordu.12 İngiltere’deki bir çok kurumda olduğu gibi “Les Anglais aiment à se retrouver dans des “sociétés” ou des clubs exclusifs qui regroupent des gens choisis, sur parrainage, par un comité.” 13

Alpine Club’un bu sosyal imtiyazı, ileride de göreceğimiz gibi, çok önemlidir. Özet olarak bunun sebebi “kıta Avrupasının kulüplerine kıyasla, amacı büyük ölçüde sosyal olmasındandır.”14

Dağcılığın İngiliz dağcılar tarafından icadı ansızın gerçekleşmedi. Şimdi İngilizlerin dağlara tırmanmaya başlamalarının 18.yy sonu ile 19.yy ortasına kadarki dönem arasındaki bilimsel ve romantizm odaklı “ön-dağcılık”tan farklı olan gerekçelerine bakalım. Erken dönem İngiliz dağcılarının Alplere gidip yüksek zirvelere tırmanmak için farklı sebepleri vardı. Bunlardan bir kaç tanesi -lakin önemli olan- üst-orta sınıfın sosyal statüsü ve özellikle Alpine Club’un imtiyazlılığı ile alakalıdır. Diğer sebepler isegenel anlamda sporun artan önemine vurgu yapan Atletizm Devrimiyle 15 ya da sanayi devrimi ve ya daha kişisel sebeplerle alakalı olmalıdır.

Söylendiği üzere ilk dağcıların önemli bir bölümü (Leslie Stephen, John Tyndall, F.F. Tuckett, E.S. Kennedy, Mathews ailesi, C. Hudson, T.W. Hinchcliff, A.W. Moore, Alfred Wills, Albert Smith, vd.) üst-orta sosyo-ekonomik sınıfa mensuptu. Bu sınıf ise görece yeni bir sınıftır. Genişlemek ve toplumsal konumlarını güçlendirmek için kendilerini sadece alt sınıftan değil, aynı zaman üst sınıftan da ayırt etmeleri gerekiyordu. Bunun için, bir orta sınıf kimliği yarattılar. Bu, üst sınıflarınki gibi, burjuva sınıfı ve asilzadeler, bir kimlik ve kültür değildi; fakat tamamen yeni, aktif bir kimlikti.16 Bu kimlik dağcılığın arkasındaki temel itici güçtür. Dağcılık ile bu orta sınıf kimliği arasındaki sürekli etkileşimi belirtmek de önemlidir. Bu kimlik olmadan İngilizlerin dağcılığı yaratmaları pek de mümkün olamazdı. Bu kimliğin sayesinde dağcılığın gelişeceği bereketli bir toprak hazırlanmış oldu. Diğer taraftan da, dağcılık bu sınıf kimliği içerisinde epey önemli bir rol oynadı. Basitçe, dağcılık bu kimliğin mükemmel biçimde cisimleşmesidir.

Kısaca bu kimlik iki kavram üzerine oturmuştur, Erkek(si)lik (Maskülinite) ve Emperyalizm (keşif ruhuyla birlikte). İki kavram da birbirinden ayrı görülemez. Erkeksiliğe yapılan vurgu esasen İngilizlerin “İngiltere’nin kendi hayallerindeki imperiyal gücünü muhafaza etmek” olarak görülmelidir.17 Elbette emperyalizm öne çıkıyordu, zira Büyük Britanya dünyanın en büyük koloni imparatorluğuydu, ve orta sınıf bu görüntüyü Britanya kolonilerinin ötesine taşımayı arzuluyordu. Dağlar, bu kimliği uygulmaya dökmek için mükemmel mekanlar olacaktı. “Dağcılık; keşif iştigalini meşrulaştırmaya ve emperyalizmi bir soyutlamadan çıkartıp somut ve profesyonellerce kolaylıkla erişilebilir hale sokarak, daha engin bir emperyal genişlemeye yardımcı oldu.”18 Keşif ve emperyalizmin önemi o dönemin birkaç dağ seyahati kitabına göz gezdiğildiğinde kolaylıkla gösterilebilir. “Fethetmek”, “Zafer” veya “Yenilgi” gibi, ve daha birçok askeri olayı tasvir edilen kelimeler sıkça kullanılmıştır. Örneğin James Forbes’in: “Bir Alp yolculuğu belki de sıradan bir vatandaşın sefere çıkmaya en kestirmeden yaklaştığı andır. Savaşın bazı coşkuları ve bir çok zorluğuna tiksindirici ve korkutucu ögeleri olmaksızın sahip olur. Tabiatın güçleriyle, fırtınalarla, doğanın kaleleriyle savaşır yalnızca, lakin sürekli zihninde etrafını saran hatta aklını başından alan güçlerin bilinci vardır.”19

Alpler, sıradan insanları keşfetmeye, hatta kendilerini fethetmelerine imkan vedi. Alpler, bilinmeyen topraklar olarak, hala keşfedilmeyi ve fethedilmeyi bekliyordu: “Benim zamanımda (1850ler) Alp seyahatleri özellikle heyecan vericiydi çünkü ilk defa keşfediliyordu. Yeni zirve ve geçitlerin fethedilmesini izledik, nasıl Shackelton’u Güney ve Nansen’i Kuzey Kutbunda izlediysek.”20 19. yy’da İngilizleri, diğer uluslardan evvel Avrupa dışındaki dağ silsilelerine sürükleyen keşif dürtüsü işte buydu.

Dağcılık maskülinite ve emperyalizm üzerine kurulmuştur ve yeni ortaya çıkan orta sınıf kimliği üzerinden görülmelidir. Dağcılık bu kimliğin mükemmel bir tecessümüdür. Öyle bir kimlik ki, İngiltere’de kendini diğer sınıflardan ayırt eden… Aynısı dağcılığın kendisi için de söylenebilir. Güçlü toplumsal duvarlar örmek için bir yöntem olarak dağcılık… Orta sınıfı oluşturmak için gerekli olan toplumsal duvarlar ve İngiliz toplumunda güçlü sosyal konumunu muhafaza etmek için dağcılık… Çeşitli sebeplerden dolayı dağcılık neredeyse hep ayrıcalıklı bir orta üst sınıf aktivitesi olarak kala bilmiştir. Şunu da söylemek lazım ki, dağcılık Britanya’da orta sınıfın kendini diğerlerinden doğrudan ayırt etmesi için de yaratılmamıştı. Dağcılığın öncüleri arasında pek çoğu alpinizmin bünyesinde yer alan emperyalizm ve maskülinite nedeniyle tırmanmaya başladılar. Dağcılık orta sınıfa mahsus olduğu için – çeşitli sebeplerden dolayı – dağcılığın dolaylı bir sonucu orta sınıf ile diğer sınıflar arasında sağlam toplumsal bir set çekmesi olmuştur. Orta sınıfa (özellikle üst orta sınıfa) kuvveli bir kimlik oluşturarak, onlar ile diğerleri arasındaki farkı daha net biçimde ortaya koyuyor ve böylece Britanya toplumundaki toplumsal konumlarını güçlendiriyordu.

İnsanlar diğerleri arasında sivrilmek üzere değil, maskülinite ve emperyalizm, ve başka diğer nedenler – ki bunlara ileride değinilecek –  yüzünden tırmandılar ve bunların sonucunda diğerlerinden ayrılmış oldular. Böylece dağcılık bir orta sınıf kimliğini ve bununla ilintili sosyal imtiyazların oluşmasına yardımcı oldu. Ki, bunu Alpine Club üyelerinin toplumsal terkibine ve üyelik ilkelerine bakarak kolayca görebiliriz.


  1. Seylaz L., 1963. Les origins de l’alpinisme suisse. Alpes 39, s.84. 
  2. One has to keep in mind that there weren’t altogether much British mountaineers in this period. But in comparison to the time before there numbers exceeded those of the scientists from earlier times by far. Another remark is that mountaineering tourism (without actual climbing) was much more popular. The number of British tourists in the Alps was much higher that that of the real mountaineers. 
  3. Chamson M., 1987. le roman de la montagne (çev. Etrépilly, C. Bardillat). s. 154. Courmayeur, Val d’Aosta, Mont Blanc ile Matterhorn arasında, İngiliz tüm amatör tırmanışçılara atfedilen isimdir. 
  4. Bu sınıf çok uzun zamandan beridir, orta çağdan bu yana varlığını sürdürmesien karşın, büyümesini sanayii devrimine borçludur. Günümüzdeki haline gelişi de sanayii devriminin etkisi ve bu sayede İngiliz toplumunda imtiyazlı bir yere varmalarının sonucu olduğundan dolayı bu yazıda yeni sınıf olarak bahsedilmiştir. 
  5. Alpine Club kurulan ilk dağcılık cemiyetidir. Bu başta İngiliz dağcılığı için önemli bir takviye anlamına geliyordu. Sonraları ise diğer dağcılık cemiyetlerinin kurulmasına ve genel anlamda dağcılığa büyük tesiri olmuştur. 
  6. “Üyeler, belirli bir sosyal sınıftan seçilmekteydi. Üst orta sınıfa, meslek sahiplerine yoğunlaşırken, aristokratları ve ticaret erbabını tamemen hariç tutmuştur.” Bennet C. S., 1950. The Golden Age of Mountaineering: 1850-1870. Alpine Club Archives, 1922/C146, s. 8. 
  7. Lejeune D., 1978.  Histoire sociale et alpinisme en France à la fin du XIXe et au début du XXe siècle. Revue d’Histoire Moderne et Contemporaine 25,  s. 114. Tercümesi: Öğrenilen ilk ders aristokrasinin erken çöküşüdür… 1875’in sonunda itibaren burjuvazi bu yeri ele geçirmiş, yüksek sosyete (sanayiciler vb.) ise mütevazi bir alanı tutmuşlardır. 
  8. Grupp P., 2008. faszination Berg: die Geschichte des Alpinismus. Keulen, Böhlau, s.160 (Müller  s.30’dan) 
  9. Fransız ve İsviçre dağcılık cemiyetleri otoriter bir toplum ile Avusturya – Almanya’daki gibi bir kitle hareketi arasında bir duruş sergilemiştir. Ancak, zaman içinde örgütlenme politikaları Alman ve Avusturya modeline doğru kaymıştır. Grupp P.,”faszination Berg”, s.160 
  10. Bonhème P., 2004. Member of the Alpine Club I presume? Alpes Magazine 89, s. 54. 
  11. Band G., 2006. Summit: 150 years of the Alpine Club. Collins, s. 14. 
  12. Bennet C.S., The Golden Age of Mountaineering, s. 9. 
  13. Bonhème P., Member of the Alpine Club I presume?, p. 54. Tecümesi: İngilizler, cemiyet olarak ya da imtiyazlı kulüplerde, kurul kayırmasıyla seçilmiş azalarla toplanmayı severler. 
  14. Bennet, The Golden Age of Mountaineering, s. 8. 
  15. Smelser N. J., 1991. Social Paralysis and Social Change. British Working-Class Education in the Nineteenth Century. Oxford, University of California Press, s. 45. 
  16. Hansen P. H., 1995. Albert Smith, the Alpine Club, and the Invention of Mountaineering in Mid-Victorian Britain. The Journal of British Studies 34(3): Victorian Subjects (Jul., 1995), s. 304. 
  17. a.g.y., s. 304. 
  18. a.g.y., s. 322. 
  19. Forbes J., 1900. Travels through the Alps, Londen, Black, s. 473. 
  20. Bennet C. S., The Golden Age of Mountaineering, s. 8.
     

Yorumunuzu buraya bırakın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s