“Özgürlük?” üzerine yorum

Bloga yazılar eklerken en çok arzu ettiğim şeylerin başında okuyucuların iştirak etmesi, yazılanları eleştirmesi, yorumlar yapması ve tartışmaları geliyor. Ne mutlu ki, Ozan Kanbertay “Özgürlük?” başlıklı yazı hakkında çok okunaklı ve anlamlı bir yazı kaleme almış. Yazısının içeriği ve kurgusunun özeninini dikkate alırsam böyle bir emeğin blogun yorumlar kısmında kalmasına gönlüm razı olamazdı. Herkesin okuması ve tartışmaya katılmasını temenni ediyor, Ozan’a bir kez daha teşekkür ediyorum.

Yazan: Ozan Kanbertay
“Özgürlük?” başlıklı yazınız dağlar ve özgürlük arasındaki ilişkiyi irdeleyen faydalı bir yazı olmuş. İzninizle yazıdaki birkaç noktayı eleştirmek ve tartışmaya katkıda bulunmak isterim.

Yazının ilk paragrafında dağlarda özgür hissetmenin bir tür dağcı klişesi haline geldiğinden bahsedilmiş. İlerleyen paragraflardaki örnekleri okuyunca ilk bakışta size hak vermek doğal olsa da, dağlardaki özgürlüğün klişe haline gelmesinin bence geçerli sebepleri var. Aşağıda bunları kısaca sıralamaya çalıştım.

Neden dağlara çıkıyorsunuz sorusuna verilen özgürlük temalı cevapların yüzeysel görülmesinin sebebi, cevap verenlerin sezgisel ve aceleci tutumları mıdır? Yoksa özgürlük kavramının artık içi boş ve geçersiz bir önerme haline gelmesinden dolayı bu tür tartışmalarda özgürlük sözcüğünü kullanma konusunda içine düştüğümüz kaçınılmaz ikilem midir? Sözlük tanımıyla “herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumu” anlamına gelen özgürlüğün içinde bulunduğumuz evrenin gerçekliğinde bir yeri olduğunu söyleyebilir miyiz artık? Öyle ya, insanın tüm canlılarla akraba olduğunun, genetik mirasın, bilinç dışının, erken yaşlardaki çevresel şartların kişiliği şekillendirici etkisinin bilinmediği; diğer canlıların “iç güdüleriyle” insanınsa “özgür iradesiyle” hareket ettiğinin zannedildiği bir devirde ortaya atılan özgürlük kavramını yukarıdaki tanımıyla sağlam bir yere oturtmamız mümkün müdür? Bilinçli ve özgür olarak aldığımızı zannettiğimiz kararları, beynin bilinç dışını oluşturan bölümlerinde karar anından saniyeler öncesinde tespit edebildiğimiz bir devirde insanlığın bebeklik döneminde kalma pek çok kavram gibi “özgürlüğü” de nereye koyacağımızı bilemiyoruz. Dolayısıyla tartışmayı sağlıklı yürütebilmek için önümüzdeki iki seçenek var bence: Ya özgürlük kavramını yeniden tanımlayıp güncel bilgilerimizle uyumlu hale getireceğiz ya da özgürlüğün günümüzdeki defakto karşılığı olan “daha az bağımlı olma”yı kullanacağız.

Ben tartışmayı sürdürürken ikinci seçeneği tercih edeceğim. Böylesi daha net. Ayrıca 21. yüzyılda bilimsel gelişmelerinden az çok haberdar olan herhangi bir insanın yukarıdaki gerçeklerin farkında olduğunu varsaymak büyük bir hata olmaz zannedersem. Bu farkındalıktaki insanların özgürlükle tam bağımsızlığı değil daha az bağımlı olmayı kastettiklerini; dilin bilgi üretme hızımıza yetişememesinin yarattığı ikilemden ötürü bu sözcüğün kullanılmaya devam edildiğini düşünüyorum.

Dağa gitme sebebi yazının sonunda bahsettiğiniz üzere zorunlu toplumsal rollerden kaçmaktan ibaret değil bence. Toplumdaki rollerini çok seven bireyler bile, ilişkilerin karmaşıklığı ve bireylerin bütüne görünürdeki etkisizliğinden dolayı kendilerinden şüpheye düşebilirler. Bu yüzden de, parçası oldukları ağdan bir süreliğine ayrılıp kendi hayatlarına etki güçlerini ölçme ihtiyacı duyabilirler.

Kişisel alanlarımız da şehirde git gide daha çok çakışıyor. Zihinsel düzlemde bir çakışmadan bahsetmiyorum sadece. Kelime anlamıyla, fiziksel bir çakışmadan bahsediyorum. Şehirler kalabalıklaştıkça kamusal alanlar gittikçe daralıyor, daralan kamusal alanlarda kişisel alanlarımız taciz edilmeden bulunmak imkansız hale geliyor. Şehir içinde bir yerden bir yere giderken, bizler için doğrudan bir tehdit oluşturmasalar bile kişisel alanlarımızı ister istemez işgal eden insanlar bizi strese sokuyor. Evrimsel süreçte ortaya çıkan bu savunma mekanizmasının olumsuz etkisini en aza indirmek için çareyi kişisel alanlarımızın işgal edilmeyeceği ortamları mümkün olduğunca ziyaret etmekte buluyoruz. Dolayısıyla ticarileşmiş olanlar hariç dağlar, bu anlamda mükemmel yerler haline geliyor.

Dağda şehirde sahip olduğumuz ayrıcalıklardan büyük oranda vazgeçmiyoruz aslında, temelde konforumuzdan feragat ediyoruz. En basitinden, dağda da şehirdeki gibi o günkü öğünümüz garantidir. Miktarı oldukça az, lezzetsiz olabilir ama hiçbir dağcı dağda uzun süreler aç, susuz kalmaya gitmez; av peşinde koşmaz. Şehir hayatının avcı-toplayıcı yaşam tarzından en büyük farkı herhalde öğün garantisidir, yemek peşinde koşmamaktır. Bir anlamda yaşamsal belirsizliği ortadan kaldırmaktır. Şehirdeyken elde ettiğimiz, doğadaki en yetenekli avcının dahi sahip olmadığı bu ayrıcalığımızı da dağa taşıyoruz. Hatta bunun yanında şehirde pek çoğumuzun sahip olmadığı bir ayrıcalığı; yani kısa bir zamanda tüm enerjimizi temel ihtiyaçlar haricinde bir amaç uğruna harcama ayrıcalığı da elde ediyoruz.

Dağdaki kontrol hissiyatı, dolayısıyla bağımsızlık hissiyatı da daha fazla. Hava şartları, kar şartları, kayanın yapısı vs. şimdilik bizim değiştirebileceğimiz şeyler değil. Başarısızlığın sebebi büyük ihtimalle bunlar olacak; zira zaten sınırlarımızın çok ötesinde bir rotaya girmiyoruz. Ama bunları değerlendirmek, riski yönetmek de tamamen bizim elimizde. Şehirdeyse sosyal ilişkilerin karmaşıklığında vereceğimiz kararların geleceğimize ne yönde etki edeceğini tam olarak kestiremiyoruz. Belki her şeyi değiştirebilirdim belki de benim etkim yok sayılacak kadar önemsiz diye düşünebiliyoruz bazen. Her iki durumda da, yönetilemeyen belirsizlikten dolayı şehirde olmak dağda olmaya göre daha kısıtlayıcı.

Dağdaki ortam fiziken kısıtlayıcı evet ama dağdaki olası tehlikeler belli, alınacaklar önlemler sır değil. Hedefimiz kısa vadeli ve net. Çok karmaşık bir sistem yok karşımızda. Toplumsal ve kişisel ilişkilerdeki, karar alma süreçlerindeki karmaşıklığın yanında dağdaki problemler dört işlem gibi. Kısacası şehirde çok bilinmeyenli bir denklemin değişkenlerinden biriyken, dağda hem kendi denklemimizi kurabiliyor hem de o denklemin az sayıdaki değişkenlerinden biri olarak sonuçta büyük oranda belirleyici olabiliyoruz. Aldığımız kararların sonuçlarını da anında gözleyebildiğimiz için, etki gücümüzden daha çok emin oluyoruz. Birey olduğumuzun farkına daha net varıyoruz. Bu açıdan dağlara gitmeyi, çokça afişe edildiği gibi modern yaşamın ve şehirleşmenin yarattığı bireyselliğe bir tür karşı çıkış değil, tam tersine onu destekleyici ve güçlendirici bir eylem olarak görmek anlamsız olmayacaktır.

Sonuç olarak, yukarıda açıklamaya çalıştığım unsurların tamamı daha az bağımlı hissetme ihtiyacımızı giderdikleri için, dağları bu ihtiyaca en yakın ama geçerliliğini yitirmiş bir kavram olan özgürlük ile özdeşleştirdiğimizi düşünüyorum.

2 thoughts on ““Özgürlük?” üzerine yorum

  1. “Özgür” olma kavramının varlığı ve tanımı, bilimsel olarak özgür iradenin bir beyin paradoksundan başka bir gerçek olmadığı ya da bireylerin “eğitim” ve de “kültürel” eksiklikler nedeniyle algılayabildikleri kadar yaşadıklarını dolayısıyla “Özgür olmak için” cevabının hangi yönden irdelenmesi gerektiği hakkında yazarın yorumu çok hoşuma gitti. Velhasıl dağ, uçmak, hâttâ belki daha küçük ölçekle piknik gibi özgürlük kavramlarında durum ve de sonuç ilişkisinin de ön planda olduğunu düşünüyorum. Dağ başladığın ve de bitirebildiğin bir durum. Kapanan bir dava. Trafik sorunu gibi her gün ama her gün tekrardan mahkum olduğun ve ızdırabından kavrulduğun, çözümsüz bir eylem değil (Dağda talihsiz bir kaza geçirmezsen). Benim bildiğim özgürlük kavramı, otomatik olarak beynimde “hafiflik” duygusunu taşıyor. İlksel hissiyatımı kurcaladığımda, yazarında bahsettiği farklılık kavramı dışında, bir de “görebilmek” ve “bitmek” ile de alakadar olduğu.

Yorumunuzu buraya bırakın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s