Doğu Karadeniz’de hava kapalıdır diye kendi Güneş’imizi kendimiz götürdük

Bebek sahibi olmak insanı uçsuz bucaksız bir sorumluluk altına ve derin bir eviçi aktivitesine memur ediyor, koruma içgüdüsü ile detaylı planlama hastalığı dizginleri eline alıyor. Tanıdığım birçok çift bebek sahibi olduktan sonra hayattan elini eteğini çekmiş vaziyetteler. Biz ise hareket halinde olmaktan, gezmekten ve doğada vakit geçirmekten keyif alan bir çift olarak en son istediğimiz şey bebeğin hayatımıza girmesiyle eski alışkanlıklarımıza son vermek. Bu yüzden bir kampçılık, bisiklet yolculuğu ya da doğa yürüyüşü tatilini bebekle birlikte yapabilmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Bunu öğrenmenin en iyi yolu ise yaşayarak öğrenmek.

Yukarı Kavron yaylası  (2,200 - 2,300 m)'nda dans eden bulutlar. Yürüyüşümüz esnasında hava en fazla bu kadar açıldı. Zaten birkaç dakika sonra da tamamen kapatarak görüş mesafesini 50 meteye kadar düşürdü.

Yukarı Kavron yaylası (2,200 – 2,300 m)’nda dans eden bulutlar. Yürüyüşümüz esnasında hava en fazla bu kadar açıldı. Zaten birkaç dakika sonra da tamamen kapatarak görüş mesafesini 50 meteye kadar düşürdü.

Kendine hayran bırakan doğa güzelliği, medeniyete görece yakınlığı ve bölgeyi çok iyi tanımamdan dolayı doğu Karadeniz yaylalarında kamplı bir yürüyüş planlıyoruz. 14 – 21 Temmuz tarihleri arasında bir haftalık tatilimize yakın arkadaşlarımız havadelisi ve karısı eşlik ediyorlar. İki ay öncesinden aldığımız İstanbul – Trabzon uçak biletleri ile artık yolculuğumuz neredeyse kaçınılmaz, yayla tatiline açılan kapı önümüzde! Aklımdaki plan kısaca şöyle: uçaktan indikten sonra kiraladığımız arabaya atlayıp Sümela manastırına gitmek, ardından aynı gün rotamızı doğuya çevirip Rize’ye varmak; ertesi sabah eksiklerimizi tamamlayıp Ayder yaylasına doğru yola koyulmak ve mümkünse yukarı Kavron yaylasına çıkmak; daha sonraki günlerde ise yukarı Kavron’u mesken tutup üç saati aşmayacak yürüyüşler yapmak, gerekiyorsa kampı yukarı kesimlere taşımak, göller bölgesinde ya da Mezovit çayırında konaklamak, arada Ayder’de dinlenmek, kaplıcada arınmak. Dönüşten önceki son iki gün ise Artvin tarafına geçip Maçahel’i görmek ve bir gece de orada konaklamak. Bu plan çok iddialı değil fakat hava durumu en büyük belirsizlik unsuru ve engel. Görecektik ki yağış, yoğun sis, ve yaklaşmakta olan yağışlı hava bizi manzaranın tamamından mahrum bırakacak ve planladığımızdan üç gün önce geri dönmemize neden olacaktı.

Sümela manastırının müze dükkanı önünden bir manzara. Sis ve ağaçlar.

Sümela manastırının müze dükkanı önünden bir manzara. Sis ve ağaçlar. Sümela’ya en son 28 sene önce gitmiştim. O zamanı çok iyi hatırlıyorum manastır tam bir harabeydi. Kaya şapelinin içi ise tuvalet olarak kullanılıyordu. Şimdi ise bakımı yapılmış, manastır tekrar ayağa kalkmış, yolu düzeltilmiş ve kendine hayran bırakacak bir hale getirilmiş.

Bebekli bir doğa yürüyüşünün en temel unsurları 1) (bebeği) taşıma, 2) bebek bakımı, 3) ulaşım, ve 4) çadır yaşamı. Şimdi kısa kısa bu maddelerin üzerinden geçerek bizim nasıl hazırlıklar yaptığımızı anlatacağım. Birçok kişinin bebek bakımının evde bile özen ve zaman isteyen zahmetli bir iş olduğunu, doğa yürüyüşünün de kendi has bir takım zorlukları olduğunu, bu ikisinin bir arada düşünülmesinin ise manyaklık olduğunu söyleyebilir (doğru yere geldiniz, burası dağdelisi blogu). Ama korkacak birşey yok. Biraz ön planlama, biraz da pratiklik size bebeğinizden kopmadan arzu ettiğiniz gibi bir tatil yapma zevkini tattıracaktır.

Teknik tırmanış içermeyen tipik bir kampçılık yürüyüş faaliyeti. Fakat bir fark var biz bir bebek götürüyoruz! Bu malzemenin üzerine bir de onun kıyafet, sağlık ve bakım malzemeleri, araba koltuğu ve kendisi ekleniyor!

Teknik tırmanış içermeyen tipik bir kampçılık yürüyüş faaliyeti içi gerekli malzemeler. Fakat bir fark var biz bir de bebek götürüyoruz! Bu malzemenin üzerine bir de onun kıyafet, sağlık ve bakım malzemeleri, araba koltuğu ve kendisi ekleniyor!

1 Taşıma Bebeği taşımak için kullanılan yegane teçhizat bebek taşıma sistemidir (totolojik bir ifade oldu ama idare edin). Bu taşıma sistemleri aynı dağcılık çantalarında olduğu gibi bel kemeri, omuz askıları ve sıkıştırma perlonlarıyla bebeğin ağırlığını kalçalarınıza dağıtarak taşınmasını kolaylaştıracak, hem de (ve daha önemlisi) bebeğin anatomisine uygun bir tasarıma sahip olup bel ve omurgasını destekleyerek rahat ettirecek, uzun bir yürüyüşte zarar görmesini engelleyecek biçimde tasarlanmıştır. Bebeğin ağırlığına göre metal iskeleti olan ya da olmayan modeller mevcuttur. Biz henüz ortada burada bahsettiğim türde bir yürüyüş planı yokken, olası bir doğa yürüyüşü (hiking) maksatlı bir taşıma sistemi araştırmasına başlamıştık. Özellikle eşimin özenle yaptığı araştırma sonucu Cybex markasının “2 Go” modelinde karar kıldık. Bu modelin metal iskeleti yok; nitekim bizim Güneş’imiz altı buçuk aylık ve 8.5 kg olduğundan buna gerek de yok. Bebeğin önde (kanguru), yanda ve arkada taşınabilmesine olanak sağlayan bir model. Aldığımızdan bu yana İstanbul içinde neredeyse gün aşırı kullanarak kanguru pozisyonuna iyice alıştık. Yola çıkmadan önceki hafta da sırtta taşımayı denedik (Bu arada bebeği sırtta taşımak için altı aylığa kadar beklemekte fayda var). Sonuçlar gayet iyiydi; hatta Güneş de sırtta taşınmaktan büyük keyif alıyor, manasız kahkahalar atıp gevezelik edip duruyordu. Artık uzun yürüyüşlere hazırdık!

Bu yavrukuş Güneş. Aramıza seyahatten 6.5 ay önce katıldı. İlk doğa yürüyüşü tecrübesi. Biraz şaşkın ama sonrasında epey keyiflenecek.

Bu yavrukuş Güneş. Aramıza seyahatten 6.5 ay önce katıldı. İlk doğa yürüyüşü tecrübesi. Biraz şaşkın ama sonrasında epey keyiflenecek.

2 Bebek bakımı
Giyim: Bebeği soğukta, sıcak, güneş ışınları gibi dış faktörlere karşı korumak büyük dikkat gerektiren şeyler. Bizim gibi deniz seviyesinden 2000+ m yukarıda yapılacak bir faaliyet için en önemli etken soğuk. Hani bebekler ufacık şeyler ve yüzey alanı – hacim oranları çok büyük ya, işte bu yüzden yetişkinlere kıyasla kat be kat fazla ısı kaybı meydana geliyor (link). Benzer bir argumanla, ısı kaybının önemli bir kısmı kafa ve diğer ekstremitelerden gerçekleşiyor. Dolayısıyla yapmanız gereken kafa, el, ayakları sürekli suretle korumak. Güneş ışınlarına karşı, hoş biz hiç görmedik ama yine tedarikliydik, şapkalarımız vardı.
Haşarat : Doğada bebeği korumamız gereken bir diğer unsur sinek, böcek vs. Bunlar için bebeğin hassas cildine zarar vermeyecek bir sinek/böcek kovucu krem ve cibinlik taşıdık. Özellikle yaylada kahvaltı ederken arı taaruzlarından bebeği cibinlikten daha iyi koruyacak çok az nesne var.
Hijyen : Bebekler sıçar, işer, kusar, mama kaşığını ağzına nişanlamışken son onda rastgele bir manevra yapabilirler. Kısaca büyük miktarda kirlilik yaratabilirler. Bebeği yıkamak için gerekli altyapıya (sıcak su!) her zaman ulaşılamayacağı için bol miktarda ıslak mendil taşınmak durumunda. Dolayısıyla biz iki gün çadır bir gün pansiyon şeklinde bir plan izlemeyi uygun gördük. Ayder muhteşem bir kaplıcaya sahip olduğu için buraya uğrayıp
hem kendimizi hem de ufaklığı yıkamayı ihmal etmedik (Elbette bebeği sıcak su havuzuna sokmadık, sakin olun! Onu kurna başında annesi yıkadı). Bebek bakımına ait nasal aspiratör, pişik kremi, yüz kremi, tırnak makası, bebek şampuanı gibi kişisel (bebeksel) bakım malzemelerini her daim kolay ulaşılabilir bir yerde hazır tuttuk. Ayrıca bir hafta lazım olacak kadar bebek bezini arabamıza attık ve her yürüyüş ayağı için gereken sayıda bezi yanımıza aldık.
Beslenme : Bizimkinin ana besini anne sütü. O yüzden anneyi beslemek ön planda. Diğer taraftan ek gıdaya başladığımız için bunların tedarik edilmesi ve yanımızda taşınması gerekiyor. Güneşin öğle öğünü meyve püresi. Bu yüzden yanımıza cam rende almıştık, meyveleri de yerel pazar ve manavlardan karşılamayı düşündük. Bir de denemek için hazır meyve pürelerinden aldık. Yayla tatilinin en büyük avantajı doğal besinlere kolayca ulaşabilmeniz. Örneğin taze sütten mayalanmış ev yoğurdu, ev yapımı tam buğday ekmeği vs. Biz de bebişe yoğurt yedirmekten geri kalmadık.

Galer düzünde Yusuf'un yeri. 2003'de ilk gittiğimden beri sürekli hayalini kurduğum muhteşem yemekler yapan  inanılmaz cana yakın Yusuf'un annesinin mutfağı. Yediğim en iyi muhlamayı kendisi yapar. Güneş yayla sütünden mayalanmış taze yoğurt yerken.

Galer düzünde Yusuf’un yeri. 2003’de ilk gittiğimden beri sürekli hayalini kurduğum muhteşem yemekler yapan inanılmaz cana yakın Yusuf’un annesinin mutfağı. Yediğim en iyi muhlamayı kendisi yapar. Güneş yayla sütünden mayalanmış taze yoğurt yerken.

3 Ulaşım Ulaşımın ilk ayağı uçak. Bebekle uçak yolculuğu yapmanın aslında otobüs yolculuğu yapmaktan pek bir farkı yok. Hatta bebek sizin değilse ve onun gürüktüsüne maruz kalıyorsanız hiçbir farkı yok. Ama bebek sizinse bir iki şeye dikkat etmenizi öneririm: Kalkış ve inişte kabin basıncı değişiklikleri bebeğin kulağını rahatsız edebilir. Kulak açmanın en kolay yolu birşeyler çiğnemek ya da yutkunmak. İşte bu amaçla biberonda bir miktar su taşıyarak kalkış ve inişte bebeğinize bunu içirebilirsiniz. Bizimki basınç değişikliklerinde genelde uyuduğu için bizdeki suyun hepsini annesi içti.

Boşluğa dokunmak...

Boşluğa dokunmak…

Araba ile yolculuk ise daha ciddi bir konu. Arabayla seyahat ederken bebeğinizi onun oturması için uygun bir koltuğa yerleştirmeniz gerekir. Araba koltuğu onun güvenliği için elzem bir cihaz, ayrıca uzun saatler boyunca oturabilmesinin sağlıklı tek yoludur. Aksi takdirde üzerinizde durmak zorunda, bu hem güvenliksiz, hem rahatsız hem de yorucu bir eylem olmaktadır. Ayrıca bir lokantaya ya da başka bir mekana gittiğinizde de bebeğin oturabileceği bir yer olarak araba koltuğu oldukça kullanışlı oldu. Biz bebek arabasıyla birlikte satın aldığımız araba koltuğunu yanımıza aldık ve bebek arabasını (puseti) yanımıza almadık. Sonuçta yanımızda taşımak için kangurumuz vardı.

Ayder'deki kamp alanımız. Bir bebekle seyahat ederken ona yeterince manevra yapabileceği bir alan ve bol oyuncak vermek de gerekiyor. Biz bu yaygıyı alarak hem çadır zeminine ek izolasyonu sağladık hem de evlath için bir oyun alanı yarattık.

Ayder’deki kamp alanımız. Bir bebekle seyahat ederken ona yeterince manevra yapabileceği bir alan ve bol oyuncak vermek de gerekiyor. Biz bu yaygıyı alarak hem çadır zeminine ek izolasyonu sağladık hem de evlath için bir oyun alanı yarattık.

4 Çadır yaşamı
Uyku düzeni : Bebeği ortanıza yatırmayın! Mat ve tulum ara yüzeyi kaygan bir zemin olduğu için bebek ebeveyn arasında sıkışabilir ya da havasız kalabilir. Bu yüzden bebek kenarda yatmalı. Diğer taraftan çadır iç tentesi nemli olabileceğinden (hele Karadeniz için fena ıslak olduğundan) ve bebekle temasının bebeği ıslatma ihtimalinden dolayı bu kesimin izolasyonunu önüne birşeyler koymak suretiyle sağlayın. Belki hatırlatmak anlamsız ama yine de belirteyim, çadırın içinde nefes alıp verirken ortama ciddi miktarda nemli hava salıyoruz. Bu hava yükselerek çadırın iç tentesinde yoğuşuyor ve damlacıklar oluşturuyor. Bunlar da daha sonra üzerimize yağıyor ve bizi ıslatıyor. Hadi bizi geçtim ama bebek için bu istenmeyen bir durum. O yüzden yatmadan çadırın dış kapısını aralayarak içerisinin havalandırmasını iyi yapın.

Güneş komfor sıcaklığı -12 derece olan kaz tüyü bir uyku tulumında uyurken (Uyku sponsoru Alper'e teşekkürler)

Güneş komfor sıcaklığı -12 derece olan kaz tüyü bir uyku tulumında uyurken (Uyku sponsoru Alper’e teşekkürler)

Diğer : Bizim bebiş 6.5 aylık demiştim. Kendisi kontrollü hareketin ustası olmasa da çok hareketli ve gördüğü cisimlere gerek yuvarlanarak gerek ters emekleyerek (böyle yaptığında cisimden uzaklaştığının farkında değil henüz) yaklaşmaya çabalıyor. Eline geçirdiği şeyleri ise göz ucuyla biraz inceledikten sonra ağzına sokuveriyor. O yüzden çadır içi düzenine dikkat edin, etrafta sivri, kesici ya da sert şeyler bırakmayın.

Yorumsuz

Yorumsuz

Yukarıdaki dört maddeye dikkat ederseniz hem bebeğinize iyi bakabilirsiniz. Bunlara ilave olarak bebekle seyahat ederken beklentilerinizi çok yüksek tutmayın çünkü hemen hemen her durumda işler uzayabiliyor. Altını değiştirmek, onu beslemek, uyutmak ya da uyanmasını beklemek esnasında ciddi biçimde zaman harcıyorsunuz. Bu yüzden hayal kırıklığına uğramayın. Sonuçta o etrafın zevkini çıkartmıyor, siz çıkartıyorsunuz. Bebeği de oraya isteği dışında zorla siz götürdünüz. O yüzden sabırlı olun🙂 Mesela ben buzul gölleri yanında ya da Kaçkar zirvesinin önünde büyük buzula karşı kamp atmak istiyordum ama bu planların hiçbiri olmadı. Yürüyüş esnasında Güneş’i taşıyan kişi başka hiçbir yük taşımayacak şeklinde kararlaştırdık. Kamp yükü, kişisel eşyalar ve diğer tüm malzemeler diğer kişi ya da kişiler tarafından paylaşılmalıydı.

Çamurlu yollar, sürekli devam eden çisenti, önde havadelisi ailesi ve arkada bizimkiler.

Çamurlu yollar, sürekli devam eden çisenti, önde havadelisi ailesi ve arkada bizimkiler.

Tabii bu kişisel bir karar, farklı uygulamalar belki vardır. Biz dört kişi olduğumuz için tüm yükleri üç çantaya pay ederek bu şekilde taşıdık. Bu arada bu bizim ilk bebekli tatilimizdi ve edindiğimiz tecrübe son derece kısıtlı. O yüzden bu yazdıklarımı kısa bir not olarak kabul edin.

Galer düzündeki ortaç moren üzerinden batı yönüne bakarken ben ve oğlum.

Galer düzündeki ortaç moren üzerinden batı yönüne bakarken ben ve oğlum.

Bebekle seyahat etmek normal bir seyahate göre çok daha fazla hazırlık ve yük taşımayı gerektiriyor. Ama tüm bunları göze alıp bir kere tatil yolunu tuttuğunuz zaman doğada onunla vakit geçirmek paha biçilmez.

Yorumunuzu buraya bırakın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s