Erciyes şokta

Bu sabah “Erciyes dağına yılda 2,000 kişi tırmanıyor” başlıklı bir habere rastladım. Haberin içeriğinde başlıktan farklı olarak ufak bir değişiklik yapılmış ve yılda 2,000 kişinin zirve yaptığı bildirilmiş. İstatistiğin kaynağı Kayseri Dağcılık İl Temsilcisi. Bu büyüklükte ve farklı tırmanış çeşitlerini tatbik edeceğiniz bir dağ için, dünyada dağcılık kültürünü özümsemiş toplumlar için yılda 2,000 küçük bir oran olmasına rağmen, kanımca Türkiye için oldukça ciddi. Buradan hareketle Türkiye dağcılığının gelişmişliği/geriliği ile ilgili yorumlarımı ileriye sakladığımdan dolayı bu kısa yazıya konu etmeyeceğim. Dikkatinizi çekmek istediğim konu başka. Erciyes üzerinde açılmış toplam altı tane rota var (link). Bunlardan başlıcaları Doğu çanağındaki sırt rotası, Nesrin Topkapı kulvarı, Şeytan deresi (kulvarı) ve kuzeydeki buzul rotası. Bu arada Nesrin Topkapı demişken, bu kulvar rotasının muzip isim hikayesini de aktarmak isterim (fakat ilgili internet bağlantısını bulamadığım için buraya ekleyemiyorum). Kısaca hikaye yılbaşında Erciyes’e tırmanan ekibin başından geçiyor ve rotanın adı ekip üyelerinden birinin evde oturup TRT’nin meşhur dansözü Nesrin Topkapı’yı seyretmek varken niçin dağda olduklarından hayıflanması üzerine konuyor.

Tahmin ediyorum ki bu 2,000 dağcı Erciyes’e yoğunlukla sırt hattından ya da Şeytan’dan çıkıyorlar. Hadi son on yılda zirve yapan dağcı sayısında lineer bir artış ile yılda 2,000 oranına varılmış olsa, son on yılda yaklaşık 10,000 kişi zirveye çıkmış demektir, ki bu artış muhtemelen logaritmik biçimde ve daha uzun zaman zarfında oldu! Demek ki bu kadar faaliyet arasında yeni rota açmakla ilgilenen çok çok az kimse olmuş. İşte bu ilginç. Özellikle Kayseri ve civar illerde yer alan dağcılık kulüplerinin bu konuyla ilgilenmemiş olmaları daha da ilginç. Kanımca, bu rota eksikliğinin muhtelif sebepleri arasında aşağıdaki maddeler ön plana çıkıyor
1) İnsanlar dağcılığın keşif kısmıyla ilgilenmiyor,
2) Daha ciddi tırmanışlar öncesi deneyim kazanmak isteyen dağcılar rutin bir reçeteyi uygulaktan vazgeçmiyor,
3) Erciyes’i ve rotalarını bu dağcılar için başkaları (turizm şirketi, dağcılık kulüpleri vs) seçiyor,
4) Dağcılar, bilinmeyenin riskini almak istemiyor,
5) Tercihen bir kez Erciyes’e tırmandıktan sonra, dağcı aynı dağda bir yenilik aramıyor: Yani erken dönem Avrupa dağcılığında olduğu gibi zirveye nasıl vardığın önemli değil, orayı fethetmiş olmak yetiyor -kısacası zirve biriktiriyor,
6) İstatistiğe konu olan dağcılar, belirli bir tecrübeye gelmeden dağcılık yapmayı bırakıyorlar; bu yüzden yeni bir rota açma vizyonları oluşmuyor. Tabii, konu buradan dağcılığın yaygınlaşma ve çatı organizasyonunda yatay ve düşey yayılım gibi konulara kayabilir. Bunlara da girmiyorum.

İşte bu durum bana Haldun Aydıngün’ün vaktiyle yazdığı “Erciyes’te hayal kurmak” adlı yazıyı anımsattı (link). Malesef yazının tarihini bulamadım, fakat çok eski olduğunu düşünmüyorum; ayrıca hala güncelliğini ve hedeflerini muhafaza ediyor. Aydıngün, Erciyes fotoğrafları üzerinde hayali rotalar çiziyor kalemiyle. Ancak bu rotalar o kadar da hayali değil. Çünkü hepsi tırmanılabilmesi olası bir takım hatları gösteriyor. Mesela, Aydıngün’ün Rota-2 olarak hayal ettiği hattın Mix (Melek) rotası adıyla çıkıldığını Pursiklopedi’de yer alan fotoğraftan görüyorum. Aynı fotoğrafta Melek yolunun bir sağında daha yeni rota açılmış. Artık yavaş yavaş olanaklarımız dahilinde, potansiyelimizi daha iyi kullanmanın vakti geldi, değil mi?

Melek yolu rotasını açan Nurettin Özcan’a tırmanış bilgilerini içeren linki sağladığı, ve yorumlar kısmında konuya değindiği için teşekkür ederim.

3 thoughts on “Erciyes şokta

  1. merhaba,

    yeni rotadan çıkmak vizyonunun dağcılıkta tecrübe kazandıkça edinilen bir şey olmadığını düşünüyorum. merak varsa her seviyede yapılan aktivitede vardır. bir ormanda yürürken bile patikadan sapmak, girilmemiş bir yere girmek için duyulan dürtü teknik yeterlilik ve tecrübeye bakmaksızın tırmanılan her dağda hissedilebilir gibi geliyor.

    bu olan şey daha çok genel bir meraksızlık hali sanırım.

    • Yorumunuz ve bilgilendirmeniz için çok teşekkür ederim. Gönderdiğiniz bağlantıyı ana metne ekledim. Paralel hatların çok çekici gelmeyebileceği konusunda haklısınız. İtiraf etmem gerek ki dağcının bu tür bir motivasyonu düşünmemiştim.

      Fikren ve içerik bakımından katkınız için sağolun!

Yorumunuzu buraya bırakın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s