Başarı?

Bu sezon Karakorum’da K7 (6934 m) ve Ogre 1 (7285 m) dağlarında yeni rotalardan çıkıldı. K7 tırmanışını Kennedy, Dempster ve Novak gerçekleştirirken, Ogre ekibinde Novak yerine Wharton yer aldı. Habere Alpinist dergisindeki bu sayfadan ulaşabilirsiniz. Tırmanışı yapan çekirdek ekipden Kennedy, geçen kış Patagonia’nın meşhur Cerro Torre (3128 m) kulesini tırmanış arkadaşı Kruk ile birlikte, 1970 yılında Maestri ve ekibinin yerleştirdiği ve dağcılığın yüz karası sayılan boltları mümkün olduğunca az kullanarak tırmanmış ve iniş esnasında da bu boltları sökmüşlerdi. Alpinist’te yer alan rapor biraz can sıkıcı türden. Çünkü Ogre dağında beyin ödemi geçirmekte olan Wharton’un nasıl zirve uğruna geride bırakıldığı anlatılıyor:

“Wharton gece boyunca mücadele halindeydi; yüzü şişmiş ve kasılmış biçimde nefes alıyordu. Gece boyunca öksürdü ve bir defasında ağzından kan geldi. Wharton’un kısmen beyin ödeminden muzdarip olduğu takım için açıktı. Hava gece boyunca kötüleşti ve, takım arkadaşlarının kötüleşen sağlığı karşısında bir dönüm noktasına gelindi. Dempster ve Kennedy sonunda Wharton’ı çadırda bırakıp zirveyi denemeye karar verdiler ve zirveye kadar olan son 350 metreyi zorlamaya başladılar.

Dempster:
“Belki de zirve Hayden [Kennedy] ve benim gözümüzü karartmıştı, belki de Josh’ın [Wharton] ‘siz gidin’ demesi salakça bir karardı. Üçümüz ‘dağda bir arada kalın’ mantrasının dışına çıkmıştık ve hakikaten bu kararımızın dikkatlice incelenmesi gerekir. Ancak, dağlarda ve dağlardaki maceralara atılmak için seçtiğimiz insanlarla birlikte her an, sürekli surette kendimiz ve çevremize karşı uyanık olmalıyız ve bu algılarımızı bildirmeliyiz. Eğer Josh aşağı inmemiz gerekir deseydi, Hayden ve ben muhakkak bunu yapardık. Eğer Hayden ve ben Josh’ın arkada kalmasının iyi bir fikir olmadığına veya geri kalan zirve yolunun çok zor olduğuna dair yeterli kannate varsaydık, aşağı inerdik. Eğer herhangi birimiz koşullar konusunda farklı hissetseydi, o an verdiğimiz kararı vermezdik. Dağlarda her an farklıdır, her karar kendine mahsustur, ve üçümüz tarfından alınan bu [karar] da bize münasip gelmiştir.”

Şimdi soruyorum:
Siz yüksek irtifa beyin ödemi ile cebelleşen arkadaşınızı arkada bırakıp, zirveye gider miydiniz? 350 metre kalmış olsa bile? O durumdaki bir insana fikrini sorar mıydınız? Fikrinin sağlıklı olabileceğine inanır mıydınız? Teknik anlamda çok zor olan bu tırmanışı gerçekleştirmek, bu şekilde arkada bırakılmış bir partnerin durumuyla birlikte düşünüldüğünde “dağcılık etiği” anlamında nasıl bir başarıdır?

Kennedy ve Dempster raporlarında bir önceki tırmanışları için de şu sözleri sarf ediyorlar:
“Geçmişte bazı tırmanıcışlar K7’nin zirvesini kendi tatminlerine ulaşmanın bir yolu olarak gördüler. Bizim için, zirve can alıcı nokta değil, fakat 10 saat sürecek olan ip inişinin başladığı yerdi.”
“Kişisel tatmini K7’ye tırmanış süreci esnasında bulduk, özellikle Sloven tırmanış arkadaşımız [Novak] ile tırmanmak ve koşullar çığırından çıktığında bile onun dingin bilgeliğine haiz olmak ”

Ogre’de yaşanan olaylardan sonra bu sözlerin samimiliğine ne kadar inanılır?

5 thoughts on “Başarı?

  1. Pingback: Günün tırmanışı: Ogre (7,285 m) | DağDelisi

  2. Pingback: 2012 … | DağDelisi

  3. Discovery channel yapımı, everest beyond the limiti izlediğimde, insanların zirve yarışında nasıl kendilerini kaybettiklerini görünce hayretler içinde kalmıştım. Zirve yapma hırsı Dağcının gözünü bürüdüğünde, sanırım yukarıda anlattığınız olaylar kaçınılmaz oluyor. Okuduğum ve izlediklerimden gördüğüm kadarıyla, dağa tırmanırken insanoğlunun kötü yönlerinden biri olan bencillikten arınamıyorsunuz. Aksine, hat safaya çıkıyor. Yukarıdaki bahsettiğiniz olayda, buna en güzel örneklerden biri…

  4. Etik kelimesi hoyratça kullanılan bir kelime. Endüstrileşen başka her şeyde olduğu gibi dağcılıkta da etik artık neyin daha kabul görür, pazarlanabilir, takip edilebilir olduğunu belirleyen bir parametre galiba. Dolayısı ile etik zorlamalar artık arkasından sürüklenen ekonomik kuralların kitlelere kabul ettirilebilmesi için bir araç halini alıyor. Sadece bu konu özelinde irdelenecek bir yorum değil tabii bu yazdığım.

Yorumunuzu buraya bırakın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s