Geyve’nin tırmanış rotaları nasıl doğdu?

Geçen son dört yılda birçok tırmanıcı için harika bir tırmanış bahçesi haline gelen Geyve’nin nasıl vücut bulduğunu sevgili dostum Dr. Kenan Akbayram’ın kaleminden okuyacaksınız. Fliş istifinin içinde yer alan kireçtaşı blokları dediğim zaman birçok kimsenin aşina olmadığı bir jargon kullandığımın farkındayım. Peki üzümlü kek içindeki üzümler desem? Ya da parça çikolatalı kurabiyenin çikolataları? Hakikaten bölgesel jeoloji anlatmak için evimizin kilerini ve mutfağını kullanmak hiç de abesle iştigal değildir. Netice itibariyle, dünya dev bir fırına ya da düdüklü tencereye benzetilebilir. Peki Geyve ile çikolatalı kurabiye arasındaki ilişki nedir diye soracak olanları işitiyor gibiyim: Geyve’deki dev kireçtaşları formasyonunun başka bir formasyon içine atılmış egzotik bloklar olduğunu okuyacak ve nasıl bir jeolojik evrim sürecinden sonra gün yüzüne çıktıklarını öğreneceksiniz. Kenan’a bu hoş ve bilgilendirici yazıyı kaleme aldığı çok teşekkür ediyor ve sizi Geyve’nin jeolojisiyle başbaşa bırakıyorum. — dağdelisi

Şekil 1. Geyve ilçesinin Umurbey Köyü yakınındaki gri kireçtaşı blokları ve içerisinde bulundukları kırmızı renkli derin denizel Geç Kretase yaşlı kireçtaşları (öndeki kırmızı alanlar). Ayrıntılar için metne bakınız. Fotoğrafın alındığı lokalitenin GPS değeri, UTM 36 T E 02 67525 – N 44 79 907.


2006 yılı yazı boyunca, yüksek lisans tezime yönelik olarak, jeolojisini incelediğim Sakarya’nın Taraklı-Geyve ilçeleri arasındaki alanda, kilometrelerce takip edilebilen birçok çökel kaya katmanı ve bağımsız devasa kütleler halinde gri renkli kireçtaşı blokları bulunmaktaydı. Tezimin yazımı aşamasında aynı çalışma odasını paylaştığım “dağ delisi” Ali Değer’e bu iri kireçtaşı bloklarının nasılda tırmanmaya uygun dik duvarlar oluşturduğunu anlattığımı ve resimlerini gösterdiğimi dün gibi hatırlıyorum (Şekil 1 ve 2). Ancak bir ornitorenk kadar tırmanış becerilerine sahip olan ben bile bu kireçtaşlarına tırmanmanın ve etrafı zirvelerinden seyretmenin zevkini tatmak istemiştim. Ve nihayet 2009 yılında Ali’den Geyve civarındaki bu blokların kaya tırmanışı camiasının ilgisini çekmeye başladığını öğrendiğimde yüzüme bir gülümseme oturdu. Ali’nin, bu blokların nasıl olup ta bulundukları yere geldiklerinin “dağ delisi” camianın merakını celbettiğini ve bu konuya dair bir yazı yazmanın faydalı olacağını söylemesi bu yazının hazırlanmasının nedenidir.

Şekil 2. Geyve ilçe merkezinden Sarıgazi Köyü’ne giden yol üzerindeki iri kireçtaşı bloğu. (GPS lokasyonu: UTM 36 T E 02 68475 – N 44 84 994).


Geyve hem yeni-aktif jeolojik süreçler, hem de eski-etkinliğini yitirmiş jeolojik süreçler açısından özel bir konuma sahip. Adı geçen aktif jeolojik süreçlerin ürünü olan Kuzey Anadolu Fayı’nın (KAF) kollarından biri Geyve’nin yakın güneyinde yer alır ve Geyve-Pamukova ovasının güney sınırını oluşturur (Şekil 3). Tırmanmaya elverişli gri kireçtaşı bloklarının oluşumları ile konumları ise daha ziyade eski jeolojik süreçlerle ilgilidir.

Yerküredeki tektonik güçler ve levha hareketleri zaman zaman yerkabuğunun bazı kesimlerinin çökmesine, bazı kesimlerinin ise yükselmesine neden olur. Bu yükselme ve çökmeler her zaman ani olarak gerçekleşmez; belli zaman dilimlerine yayılan olaylardır. Yükselen yerler dağları oluştururken, alçalan yerlerde çanak benzeri havzalar oluşur. Dağlar yükseldikçe yağmur, rüzgâr gibi dış etkenler dağların aşınmasına neden olur ve dağlardan aşınan malzeme akarsular, heyelanlar ve rüzgârlarla havzalara taşınırlar. Bu havzalar zamanla iyice derinleşerek göl veya deniz haline gelebilirler. Havzaların bazı kesimlerinde dağlardan gelen malzemeler çökelirken bazı kesimlerinde denizde veya göllerde yaşayan irili ufaklı hayvanların karbonat ve silisten oluşan kabuklarının birikmesiyle, denizel veya gölsel kireçtaşları oluşur. İşte Geyve böylesi bir eski denizel havzanın en kuzey ucunda yer alır.

Şekil 3. (Üstte) Sapanca Gölü güneyindeki morfoloji ve Kuzey Anadolu Fayı’nın (KAF) kolları. (Altta) Geyve yakınındaki jeomorfolojiyi ve Geyve kuzeybatısındaki iri Jura yaşlı kireçtaşlarını gösteren hava fotoğrafı.

Bu havza Alt Jura – Eosen (günümüzden 200 – 50 milyon yıl öncesi) jeolojik dönemleri aralığında var olmuştur ve yerbilimleri literatüründe “Orta Sakarya Havzası” olarak bilinir (Altınlı, 1975). Orta Sakarya Havzası kuzey güney yönünde gerilerek giderek genişleyen bir havzaydı ve bu havzayı zaman içerisinde birçok çökel kaya katmanı üst üste gelerek doldurmuştur; öyle ki bu çökel kaya katmanlarının kalınlığı 5500 metreyi aşmaktadır (Akbayram, 2006). Havzada çökelmiş en yaşlı kayalar, Erken Jura (200 – 175 milyon yıl öncesi) dönemine ait ammonit ve krinoid gibi fosiller içeren kumtaşları ve çakıltaşlarıdır (Granit ve Tintant, 1960). Bu çakıltaşı ve kumtaşları üzerine gri, bej, pembe renklerde denizel kireçtaşları çökelmiştir. Bu kireçtaşlarında ise Orta Jura – Erken Kretase (165 – 130 milyon yıl öncesi) zaman aralığında varolmuş derin denizlerde yaşamış ammonit fosilleri yanında mercan, alg gibi sığ denizlerde, resiflerde yaşayan fosiller de tespit edilmiştir (Altıner ve diğerleri, 1991). Günümüzden 130 – 100 milyon yıl öncesi zaman aralığına ait fosiller Orta Sakarya Havzası’nda tespit edilememiştir. Geç Kretase’de (100 – 70 milyon yıl öncesi; Eroskay, 1965; Saner, 1978) ise ince katmanlar halinde (3 – 15 cm kalınlığında) çökelmiş pembe-bej renkli kireçtaşları Orta Sakarya Havzası’nın oldukça derinleştiğini göstermektedir (belki de 4000 metre su derinliği). Bu derin denizel kireçtaşlarının kalınlığı kimi yerde 750 metreye ulaşmıştır bu da denizin derinleşmesinin uzun bir süre devam ettiğini göstermektedir. Bununla birlikte, Üst Kretase döneminde havzanın her yerinde yalnızca kireçtaşları çökelmemiştir. Havzanın görece daha az derin, karaya bakan kesimlerinde kalın katmanlı kumtaşları ile dönemin volkanlarından atmosfere yayılan küllerin birikmesiyle oluşan tüfler çökelmiştir. Bu volkanik küller zaman zaman denizel alanlara kadar yayılmıştır çünkü derin denizel kireçtaşlarında da aynı tüf tabakalarını görmekteyiz. Orta Sakarya Havzası’nda Geç Kretase döneminin sonlarında (85 – 65 milyon yıl aralığında) çökelmiş en yaygın kaya paketi ise kumtaşı, çamurtaşı, silttaşı, killi kireçtaşı tabakalarının tekrarlanmasından oluşan ve jeoloji literatüründe “filiş” olarak bilinen kayalardır. Bir filiş istifi havza kenarını oluşturan karasal alanlardan ve sığ denizel yamaçlardan, ani ve yüksek miktarda kırıntının denizin derin kesimlerine gelmesi sonucu oluşur. Orta Sakarya Havzası’ndaki Geç Kretase yaşlı filiş istifinin kalınlığı 2800 metreye ulaşmıştır. Orta Sakarya Havzası’na bu ani ve yüksek miktarda kırıntı geliminin nedeni, havzanın güney kesiminin Geç Kretase döneminde hızla yükselmesidir. Güney kesim yükseldikçe çakıl, kum, silt, kil boyunda kırıntılılarla birlikte, havzanın tabanında bulunan Orta Jura – Erken Kretase yaşlı kireçtaşları da iri bloklar halinde derin denize doğru kaymışlardır. Bu iri kireçtaşı blokları yer yer Geç Kretase’nin filiş istifi içerisine yer yerde derin denizel kireçtaşları içerisine devasa bloklar olarak yerleşmişlerdir. İşte Geyve’deki bloklar güneyden gelen bu bloklardır.

Daha sonra, Paleosen döneminde (65 – 55 milyon yıl önce) havzanın güneyinde menderesli akarsuların hakim olduğu bir karasal çökel alan ve deltalar oluşmuştur. Aynı dönemde derelerin ulaşamadığı sakin sularda ise resifleri simgeleyen mercanlı kireçtaşları ve daha derin kısımlarda çamurtaşları çökelmişlerdir. Erken Eosen döneminde (55 – 50 milyon yıl öncesi), havzanın bazı kesimlerinde tekrar bir sığ deniz oluşmuş alveolin, nummulit gibi fosiller içeren kireçtaşları çökelmiştir. Denizin tümüyle çekilmesi ve Orta Sakarya Havzası’nın tamamen kapanması Erken Eosen sonrası olmuştur. Erken Eosen sonrası bölgedeki yükselme miktarı artmış, Orta Sakarya Havzası denizel karakterini kaybetmiş ve tüm çökel kayalar sıkışıp kıvrılarak şimdiki konumlarına yerleşmişlerdir. Bu sıkışma ve yükselmeler sayesinde bugün çok yaşlı kayaların üzerinde yürüyebilmekte ve Geyve’deki “egzotik” kireçtaşı bloklarına tırmanabilmekteyiz.

Kenan Akbayram

Referanslar
Akbayram. K. (2006). Taraklı ve çevresinin jeolojisi, Orta Sakarya Havzası. İstanbul Teknik Üniversitesi, Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü [basılmamış yüksek lisans tezi].

Altıner, D., Koçyiği A., Farinacci A., Nicosia U. & Conti M.A. (1991). Jurassic–Lower Cretaceous stratigraphy and paleogeographic evolution of the southern part of Northwestern Anatolia. Geologica Romana v. 28, sf. 13–80.

Altınlı, İ.E. (1975). Orta Sakarya jeolojisi. Cumhuriyetin 50. Yılı Yerbilimleri Kongresi Tebliğleri, sf. 159–197.

Eroskay, S.O. (1965). Paşalar Boğazı-Gölpazarı sahasının jeolojisi. İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Mecmuası Seri B XXX, sf. 135–170.

Granit, Y., & Tintant, H., (1960). Observation preliminaires sur le Jurassique de la region de Bilecik (Turquie). C.R. Seanc. Acad. Sc., 251, sf. 1801-1803.

Saner, S. (1978). Orta Sakarya’daki Üst Kretase–Paleosen–Eosen çökelme ilişkileri ve Anadolu’da petrol aramalarındaki önemi. Tebliğler, Türkiye 4. Petrol Kongresi, Ankara, sf. 94–114.

Teşekkür
Şekil 3’deki hava fotoğrafı için Prof. Dr. Aral Okay’a teşekkür ederiz.

4 thoughts on “Geyve’nin tırmanış rotaları nasıl doğdu?

  1. ben 4. paragraftan şunu anladım. KAF’ın güneyindeki plaka yükselmiş, bu yükselme de plakanın üzerindeki kaya bloklarını kuzeye doğru ittirmiş. bu kayma sebebi ile tabana gömülü kayalar sivri sivri çıkımışlar. doğru anlamış mıyım? eğer doğru ise bunu anlamam 2 gün sürdü.

    demem o ki, kronolojiyi adım adım maddelemek takip edilmesini ve anlaşılmasını kolaylaştırabilir. en azından bizim gibi jeolojiden bihaber okuyucular için.

    burada kafama yatmayan şey ise o kayalar hemen hemen o bölgedeki en yüksek nokta. yükselen plaka tarafından kayarak gelmişlerse daha güneyde kendilerinden daha yüksek bir oluşum olmalı. fakat güneyde sanki alçalmaya başlıyor râkım. bu nasıl oluyor?

  2. hımhım öncelikle ellere sağlık ve teşekkürler:)
    ‘rotaların’ nasıl doğduğuyla ilgili şöyle bişi var: http://tirmanis.org/gezgin/tırmanış-bölgeleri-tanıtımları/geyve-tirmanis-bolgesi.html -millet azmedip buraları google earthten bulmadan önce kuleleri bilip de gidip çeşitli girişimlerde bulunmayan dağ delisi de nasıl bir delidir acaba?
    konuya ve terimlere hakim olmayan bi okuyucu olarak izlemekte biraz zorlanıyorum da maddelere ayırabilir veya en azından 4. paragrafı biraz bölebilir miyiz, tırmanılan kaya kuleleri nasıl olmuş ne olmuş?
    bir zaman çizelgesi (şu tarihler arası geyve derya denizmiş, şu tarihlerde kırılmış vb) ve tanım kutucukları (egzotik blog: şöyle böyle şeyler demek) bir ‘x for dummies’ havası yakalatabilir, belki ben bile anlarım:P

    • Yorumlar için çok teşekkürler. En çok ihtiyacımız olan şey eleştiri ve yorum. Aksi takdirde nasıl iyileşme olabilir ki!
      Elştirileri yazının sahibine de ilettim. En kısa zamanda şekil desteğiyle teknik detaya girilen kısımları daha kolay takip edilir hale getireceğiz. Başlık için de bir düşünelim. Bakalım elimizden ne geliyor😛

      Egzotik blog adlı domaini de kaçırmadan alalım derim!

Yorumunuzu buraya bırakın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s